Tuğba

"Deniz yolculuğuna çıkarken gemiyi, kaptanı ve mevsimi seçerim. Bu, benim işimdir. Yolda bir fırtına koparsa umursamam. Bu, benim işim değildir. Kaptanı seçmek benim elimdedir, fırtınayla uğraşmaksa kaptanın elinde."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Günün sonunda iki yoldan birini seçmek durumunda kalıyorsun. Ya yaşadığına inanmak ya da inandığın gibi yaşamak.
Ben yaşadığıma inanmaya başlarsam her geçen gün inandığım şey değişir. Oysa değişmemesi gereken tek şey inançtır.
Madem bu karışık mevcudat dâr-ı fânîden dâr-ı bekaya akıp gidiyor; elbette nasıl ki hayır, lezzet, ışık, güzellik, iman gibi şeyler Cennet’e akar; öyle de, şer, elem, karanlık, çirkinlik, küfür gibi zararlı maddeler Cehennem’e yağar.
Evet, bu kâinatta hayır-şer, lezzet-elem, ziyâ-zulmet, hararet-bürudet, güzellik-çirkinlik, hidayet-dalâlet birbirine karşı gelmesi ve içine girmesi pek büyük bir hikmet içindir. Çünkü şer olmazsa, hayır bilinmez; elem olmazsa, lezzet anlaşılmaz; zulmetsiz, ziyâ, ehemmiyeti olmaz; soğukla, hararetin dereceleri tahakkuk eder; çirkinlik ile, hüsnün tek bir hakikati bin hakikat ve binler çeşit hüsün mertebeleri vücut bulur; Cehennemsiz, Cennet’in pek çok lezzetleri gizli kalır. Bunlara kıyasen, her şey bir cihette zıddıyla bilinebilir.