Yine mi hüsran?
Her yerde cam kırıkları,
Her şeyde buruk birer anı..
Yine mi hüsran?
Kalbin boşa çırpınışları,
Bu yaşanılan kimin ahı?
Yine mi hüsran?
Yüreğin aldanışları,
Sahte aşk kırıntıları..
Hep hüsran!
Tam oldu derken;
Elde kalan kocaman bir yalan...
Emine ÖZEL SUMMAK
Bütün kuvvetiyle tekrar tekrar kapıyı açmayı denedi. Bir büyük gürültü daha duyduktan sonra, kapıyı tekrar zorladı ve nihayet kapı açıldı.. "Vildan!" diye bütün gücüyle bağırırken, adımını kapıdan dışarı attı. Birkaç saniye sonra tamamen çökecek evin, önce koridorunun çöktüğünü ve adımını boşluğa attığını bilmeden..
(Kitap muhteşem gidiyor).
Şarap kadehlerini doldurup, şöminenin önündeki minderlere oturup yavaş yavaş şaraplarını yudumlarken Mahir Vildan'ı yüzünü kendine çevirdi ve usulca öpmeye başladı. Önce gözlerinden, sonra elmacık kemiklerinden ve en son da dudaklarından. Uzun uzun... Kadehleri bir kenara bırakıp, daha sert ve daha şehvetli öpücüklerle, birbirlerine olan sevgilerini bedenlerine taşıdılar..
Mustafa Kemal'im;
Atam, vatanım, bayrağım, helal lokmam.
Bir tek ben kalacağımı bilsem, yolundan ayrılmam.
Tek ben kalsam bile ilkelerini bırakmam.
Rahat uyu, mavi gözlüm.
Senin gözlerin benim özgürlüğüm..
Emine ÖZEL SUMMAK