Yeni bitirdiğim kitapla ilgili ufak bir tahlil yapayım.
Öncelikle en en sevdiğim kısım;
Kudemâ; kendilerine “Nasılsın” diye sorulunca, “Sıratı geçince belli olacak.” diye cevap verirmiş. Muhteşem değil mi? “Sağlığım iyi,param var, işlerim yolunda, o hâlde ben de iyiyim değil” yani. Yahut “Dertlerim var,hastayım,bu arabayı hâlâ alamadım,kötüyüm.” değil. Ölçü başka bir yerde duruyor, kalp başka bir yerle atıyor. Bugün var ve iyi gibi olan bütün bu şeylerin o gün sıratı geçemezsen bir faydası yok, bugün var ve kötü gibi duran her şeyin de sıratı geçebileceksem bana bir zararı yok. Bu kadar net! Terazi bu yangın yeri ile kayıtlı değil! Er yarın Hakk divanında belli olur, şuur bu.
Nasılsın? Sıratı geçince belli olacak.
-Kitabın tam da bu kısmı yoluma ışık tuttu. Bu kısımla sevmeye başladım eseri
•Her kitapta sevdiğim kısımların altını çizerim, bu kitabı kendimi tutmasaydım resmen çizerek okuyacaktım. Ders kitabı gibi geldi bana. Hem de ne ders ! Her kısmı ayrı güzel, her kelimesi ayrı dolu geldi bana. Kitaba resmen âşık oldum.
•”Kendime nasihatler” diye bir bölüm ayırmış kitapta Serdar Abimiz. O nasihatleri kazıdım; aklıma da yüreğime de. Öyle güzel geldi ki bana; hem yaralarıma merhem oldu, hem yanlışlarıma doğru.
•Anlatmak istediklerini başlık başlık ayırmış ve en fazla 3 sayfada anlatmış. Bu sadeliğe ve akıcılığa hayrân olmamak mümkün değildi.
•Tek bir şeyi beğenmedim. Siyaseti sevmeme ve tartışmama rağmen bu güzel kitabın sonuna siyaseti yakıştıramadım. Evet devlet meselesiydi, evet halkı bilinçlendirmek ve uyandırmak gerekiyordu ama bu kitapta olmamalıydı bana göre. Böyle güzel kelâmlara nedense siyasetin soğuk harflerini yakıştıramıyorum. Siyasî görüşlerini ayrı bir kitapta toplaması daha iyi olurdu diye düşünüyorum; naçizane fikrim
•Son olarak; bu kitap kesinlikle