Sermayem Yok Derdimden Başka

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.404
Gösterim
Adı:
Sermayem Yok Derdimden Başka
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752482302
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ketebe Yayınevi
Olmanın bilgisi kitaplarda vardır ama kendisi olanla hemhal olmadan ele geçmez. Hal sirayet eder demişler. Derdin ne ise,ona sahip olanlarla beraber ol ki derman bulasın. Eşkıya olmak istiyorsan evliya eşiğinde tüketme ömrünü, velayet derdine düşmüşsen kendi kalbine eşkıyalık eyleme ! Kişi sevdiğinin kederinden pay alırmış, hemderdini öyle bir sev ki derman senin olmamaya utansın !
192 syf.
*ALLAH (c.c) derdini sermaye edinecek aşk versin*

Serdar Tuncer'i bir çoğumuz iyi bir şiir yorumcusu olarak tanırız tabi bende öyle biliyordum sadece güzel şiir söylediğini biliyordum ve o şiirleri dinlerken içinde ki bana göre yabancı kelimeleri bile gözümü kapatıp dinlediğimde zihnimde bir mana bulurdu. Şimdi bu kitabı okuyunca anladım ki o şiirler onun hislerine tercumandı o yüzden içten gelerek okuyordu... anlamadan anlatamazdı değil mi.

Serdar abi içine düştüğü "hâl'i" bizle paylaşmaya çalışmış ancak gelin görün ki bazı şeyler hissedebilmeden anlaşılamıyor da, bence okuyan herkes en az bir kez günahlarından ötürü göz yaşı döktü ise veya namaz kılarken, Kuran-ı Kerim okunurken en az bir kez yüreğinde bir sızı hissettiyse ancak o vakit Serdar abinin bahs ettiği şeyleri anlar...

Kitapta beni en çok etkileyen paragraf:
“Lâ fâile İllallah” sırrını tahkik ile bilmek istersen taklit ile yola düş. Her yola çıkan menzile varamaz belki ama unutma ki yola çıkmadan da menzile varılmaz. Ne sana edilen ihsanı kendi iyiliğinden bil, ne de edilen zulmü başkasının kötülüğünden. Cümle işlerini sebepler eliyle gören kudret, nice işlerine de sebep olarak kullarını vesile eyler. Kalbine serlevha yapmaya gücün yetmezse hiç olmazsa evinin duvarına asıver şu muazzam hakikati:
“Ne kahrı dest-i  a’dâdan ne lütfi âşinâdan bil,
Umârun Hakk’a tefvîz et Cenâb-ı Kibriyâ’dan bil ”
192 syf.
·10/10
Yazarın, Delilim Yok Kalbimden Başka adlı eserini okuyup kalemini, fikirlerini, samimiyetini ve muhabbetini idrak edince ikincisini de temin edip okumaya başladım. Sohbet havasında ilerleyen eserde Serdar Abi, anlaşıldığı üzere asıl dert edilmesi gereken şeyleri; 'insan' olabilmeyi, güzel bir gönüle girmeyi, ilimlere karşılık gelmesi gereken icraati, ahiret için hazırlanmayı, olmasa da olur işlerin peşinde seferber olmak yerine olmazsa olmaz dediğimiz işlere dört elle sarılıp 'kaliteli' şekilde yapabilmeyi dert ediyor. Ve bu dertler beraberinde "öyleyse nasıl?" sorusunu sordurup cevap aramaya, yol göstermeye vesile oluyor. Son bölümlere gelince ise, devletimiz ve milletimiz adına çok keskin ve yerinde tespitleri yer alıyor kitapta.

Bazı kitapları zamanı doldurmak için okurken bazı kitaplara da ihtiyacınız olduğu için okursunuz. Okuyup ders çıkarabileceğimiz bir eser olsun.

Yazarımızın hemdertlerinin bol olması duasıyla...
192 syf.
·3 günde·10/10
Bir insan düşünün nasıl yapacağını nasıl yaşayacağını anlamak adına yaşayan. Her yaptığını insan olmanın bilincinde yapan ve buna göre yaşayan. Kendine neden hayattayım nereden geldim nereye gideceğim diye soran. İşte bu yaşamanın bilincinde bir hayat yaşamayı kim istemez ki.
Sonra bir yönetici düşünün oturduğu deri koltuğun içinde bulunan süngerin hangi suyu üstüne döktüğümüzde suyu emen süngerlerden bahsediyorum. O deri koltuk oturtan kişinin makam mevki hırsının olmadığını derin koltuğun emmediğini. Kuralları kendi çıkarları için değil de insanların menfaatleri için kullanan
Ademden gelmenin adam olmakdan geçtiğini anlatan ve bunları madde madde bir kitap düşünün. Yanılgıların nasıl insanın bir kez ayağa kalmak olduğunu hatırlatan madde madde tane tane anlatan ve okuyucunun anlamasını bekleyen bir kitap

Şimdi bir millet düşünün bir türlü bölünemeyen parçalamaya kimsenin yeltenemediği yeltenenlerin ise. Kaderlerin üstünde bir kader bilincinde olarak oyunların bozulduğu bir millet. Geçmişi sağlam kayalar üzerinde oturan yavuzlar kanuniler fatihler hakanlar ertuğrullar yetiştiren. 3 kıtaya 7 denize nam salmış bir devletin 21.yüzyıla gelmiş olan, aynı dik duruşunu 15 temmuzda göstermiş bir milletin varlığı. Allah, vatanını milletini bayrağını geçmişini seven milletin her ferdinden ebeden razı olsun....

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte! 
Ölsek de sevinin, eve dönsek de! 
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! 
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! 
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!


Harika okumaya değer her konusu ayrı ihtişamlı ve defalarca başa dönüp okuyacağımız bir kitap. Ve kitabın başlığı insanlığı anlayışıyla yeter artar bile "SERMAYEM YOK DERDİMDEN BAŞKA"
192 syf.
·7 günde
"Ehline malumdur ki, sermayesi yok insanın derdinden başka..." diye takdim etmiş kitabını  yazarımız.

Sahi bizim derdimiz neydi? Ev, araba, belki iş, eş... Yok, hayır asıl derdi unuttuk dostlar. Ne için geldik şu dünyaya unuttuk. "Öyle ya ne ile varım sorusuna kulluğumla varım cevabını veremiyorsak varlığımızın  ne anlamı var?" der kitapta. Ne kadar da doğru söylemiş.
Okudukça ne çok eksiğini fark ediyor insan tabi fark edemediklerimiz de ayrı konu...Ama en azından fark edebildiklerimiz için harekete geçme gücünü, teşvikini kitaptan alabiliyorsunuz.Fark edelim, dert edelim, derman bulalım, dermanın dertte olduğunu hatırlayalım...

Not: Kitabın sonlarına doğru yazarın siyasi düşüncesi fazlaca ön planda oldu bu durum benim pek hoşuma gitmedi. Ama kitabın güzel kısımlarının hatrına onu da hoş gördük diyelim.

Keyifli, dertli okumalar...
192 syf.
Bir yazarın iki kitabını tek yazıda inceleyebilmek için nasıl bir yol izlemem gerektiğini düşünürken, günlerin akışı içerisine yerleştirmeye çalıştığım bir rutinim aklıma geldi. Günlükler…
Yazdığım günlüklerin yanında, gün içerisinde karşılaştığım bazı hadiseleri de kayıt altına almaya başlamıştım bir süredir. Bunların yanında, artık zamanla hatırlanmaya değer ne varsa kayıt altına alma ihtiyacı da duyarak günlüğün yanına birçok yazılı kaynak oluşturmaya başlamıştım. Mesela bir TV programında denk geldiğim hikâye gibi. Kısacası şöyle bir kurcalarken yığınla birikmiş bir hadisat arşivim olduğunu fark ettim. Gerçi birçoğunu belge haline getirirken elimde olmadan yaptığım işten utanıyordum. Ancak üzerinden zaman geçtikçe ve unuttukça işler daha da kolaylaşıyor. Çünkü hadiseler artık sizden soyutlanıyor ve demlendikçe kendi kimliğine bürünmeye başlıyor.
***
Olayların geçtiği zaman zarfında, yapmakta olduğum okumalar ve düşüncelerim ile şuan okumakta olduğum eserle beraber, inceleyeceğimiz kitaplar arasında bütünlüğü bozmayacak cinsten bir örüntü meydana geldi. Evvela hatırlanmaya değer her hadiseyi kayıt altına almanızı tavsiye ederek günlükten aşırdığım bir durumu nakledeyim.
***
“Nisan/16”
“-Kültür Edebiyat Festivali’nin yedinci günüydü bugün. Hava yakıcı cinsten sıcaktı. Bugün gelecek olan yazarlara imzalatacağım kitapları yanıma alarak bekçisi olduğum yayınevinin standına doğru evden çıktım. Yolda bizim Hakan’ı aradım. Bugünkü söyleşilere onunla beraber gitmeye söz vermiştim. Ahmet ve Osman bugün serbestler.
Limon ağaçları çiçeklerini açtı, yapraklarını döküyor. Nazilli bu aylarda limon çiçeği kokuyor. Yürümek için yeterli sebep. Sağa sola salça olarak standa vardım. Belediye binasının önünde kare şeklinde, prefabrik üslupta yerleştirilen stantların muşambaları yeni yeni kaldırılıyordu. Kitapları bıraktım, karnımı doyurmak için uzun çarşıya bizim börekçiye doğru yola koyuldum. Kahvaltıdan sonra bir sigara yakıp çarşının ara sokaklarından belediye meydanına doğru yürüyorken, sabahın ılık güneşi, limon çiçekleri kokusu arasında kuyumcular sokağına girdiğimde, içinde bulunduğum müthiş keyifli halden birden bire soyutlandığım bir duruma şahit oldum. Son zamanlarda adını yeni yeni duyduğum insanların sözleri, okuduğum kitaplarda geçen kavramların, izlediğim youtube videolarından süzülmüş bir sürü bilginin, tek görüntüde anlam libaslarını giymesi yalnızca yarım dakikalık bir hadisede yankılanan gerçekleri anlamama gebeymiş. İki büklüm kalmış, kilolu ve ihtiyar bir teyze kuyumcunun kapısında belirmesiydi bu. Gözleri kan çanağı ve istemsizce süzülen yaşlarla dolu, yüzü kendini kasmaktan gergin ve hüzünlü.
Söylediğim gibi son günlerde içinde bulunduğum hallerden dolayı olsa gerek, aklıma hemencecik şu geldi: Anasından kalma bir yüzüğü, küpeyi yahut kolyesini satmak zorunda kalan bir teyze ve bu yüzden tutamıyor gözyaşlarını diye düşündüm. Hemen ardından, kapitalizm, sömürge, tanrıcılık, hükmediciler, bankacılık, ikiyüzlülük gibi bir sürü kavram hücum etti zihnime. Teyze kaybolunca hemen standa doğru geçtim.”
***
Günlüğü okuduktan sonra biraz toparladım. O teyze tekrar aklıma geldi. Arada geçen üç yıllık süre içerisinde daha da yoğunlaşan okumaların sonucunda aklıma gelen kavramlarda hiçbir değişiklik olmadığını fark ederek şunu eklemeliyim: O teyzenin hali günlükte geçen kelimelerin gücüne nispeten daha hafif bir tepkiymiş. Daha ağır bedel ödemek zorunda olanları duydukça, bir kolyeyle veya yüzükle vaziyeti kurtarmaya şükretmek gerekir. Gerçi bu olayı ben o zamanki duygusal birikimimle anlamlandırmışım. Belki bambaşka bir durum vardı orada? Bilemem.
Şimdi şu sıralar okuduğum bir kitaptan alıntıyla, inceleyeceğimiz kitaplara giriş yapalım.
***
“Öte yandan kudema, bazı kelimeleri kullanırken ‘Şahs-ı manevisi’ vardır derdi.”
İhsan Fazlıoğlu, Kendini Aramak s.15
Yazar Serdar Tuncer’in Delilim Yok Kalbimden Başka kitabı Profil Yayınlarından, Sermayem Yok Derdim Başka kitabı ise KETEBE Yayınlarından çıktı.
Bu iki kitap çoğunlukla yazarın köşe yazılarından oluşmakta ve belli kelimelerin çevresinde dolaşmaktadır. Bu kelimler kudemanın bahsettiği gibi şahs-ı manevisi olan cinsten.
İnsanın kafasında üç soru işareti olduğundan bahsediliyor. Nereden, Neredeyim ve Nereye? Soruları cevaplandırılması gereken sorulardandır. İnsanın kendine ait düşünmesi gerek tüm cevaplar bu üç sorunun sorulmasında saklıdır. Bir kavramın şahsi manevisi de işte burada devreye giriyor. Nereden? Sorusu kendi başına bir anlam taşımaz. Fakat merkeze insan alınırsa bu soru bir anlama kavuşmaktadır. Bu durum diğer iki soru içinde geçerlidir. Basitçe: Nereden Geldim? sorusuna cevap aramak bir nevi Nerede? olduğunun sorusunun cevaplarına kapı aralamakta… Bu iki sorunun cevabı ise doğal olarak bize bu cevaplarla Nereye? varacağımızın veya Nereye? varmamız gerektiğinin cevabına götürüyor. Delilim Yok Kalbimden Başka kitabında ise bu sorular doğrudan sorulmadan bir kavram haritası içerisinde eritilerek hem sorular sormakta hem de bir cevap aramayı hedefliyor. Bu kavramlar diğer kitaba göre daha içsel. İnsan iç âleminin günümüz anlayışına uygun cümlelerle Ne’liğine dair bir bakışı kapsıyor. Bölüm başlıkları şöyle:
-Kendimize El Olmuşuz Kendimiz
-Delilim Yok Kalbimden Başka
-Hüsran ve İnsan
-Canım Erenler Yolu
-Bir Gün Anlaşılır Şiir
Bu bölümlerde kendi içerisinde bölümlere ayrılmaktadır. Yazar girişte, kitabın bütün hikâyesinin üç kelime ve tablodan oluştuğunu söylemektedir: Kendim, Kalp ve Kelime…
***
İkinci kitap Sermayem Yok Derdimden Başka ise ilk kitaba nazaran daha çok insanın iç ve dış problemlerinin niteliğine bir bakış atıyor. İnsanın yaşadığı devrin insanı olduğunu hatırlatmayı amaçladığını söyleyebiliriz.
Sermayem Yok Derdimden Başka kitabının bizlere sunmak istediği anlamı, yukarıda izah ettiğimizden başka bir anlam olarak göremediğimizden tekrar etmeyeceğiz. Ancak bu kitabın dört ana bölümden, iki farklı pencereye yöneldiğini söylemeliyiz. Bölümler şöyledir:
-Yangın Yeri
-Hüznümüz Allah’adır
-Günlere Şahitlik
-Türkiye Fikri
İlk iki bölümde bir önceki kitapla aynı bağlamda, yazarın deyimiyle, buralı olmadığını fark edip, nereli olduğunu merak edenlerin dertleriyle karşı karşıyayız.
Son iki bölümde ise biraz daha politik, yine yazarın deyimiyle, gönül yurdumuzdan ayrı düşüşün hicranından çok gönül verdiğimiz yurdun sızısıyla karşı karşıyayız.
Birbirini iltibas eden, tamamlayan, biri olmadan diğerinin eksik kalacağının hiç olmazsa bu vaziyetin bilincine varacağımız bu iki kitabı okuduktan sonra yukarıda bahsettiğimiz, gözü yaşlı teyzenin ıstırabını bir nebze de olsa anlamış ve dert etmiş olacağız.
Not: Bahsettiğimiz iki kitabın öncesinde İhsan Fazlıoğlu hocanın “Kendini Aramak” kitabı okunursa anlamlar yerini daha kolay bulabilir.
192 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İslami düşüncelere sahip bir kitap öncelikle. İçinde bulunduğumuz durumları özetler bir anlatımı var yazarın son 15 yıllık ülkenin durumundan tutun Osmanlı, Hz. Muhammed döneminden örnekler kıyaslamalar var. Fikri düşüncesi ne olursa olsun herkesin okumasını tavsiye ederim. Çünkü insan dert ettiğine dönüşür. Sermayemiz yok derdimize başka.
192 syf.
·18 günde·9/10
Serdar TUNCER in okuduğum ilk kitabı. Diğeri de okumayı bekliyor sırada.
Bu kitabı kitapçı kardeşim 'al' diye ısrar edince almıştım. İyi ki de almışım.
Kim olduğumuzu hatırlarsak, bizimle uğraşmaya kimsenin cesareti olmaz diye bize kendimizden bahsediyor.
Memleketimizi Türkiyemizi hiç bir terör ve düşman ele geçiremeyecek. diyerek imanımızı ve inancımızı hatırlatıyor.
"Fıtrat değişir sanma bu kan yine o kandır"

Serdar hocamızın emeğine ve yüreğine sağlık.
192 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Serdar Abimi kendini beğendirmek için değilde, direkt fikirlerini beyan etmek için , önemli kişilerden alıntı yaptığı için
ve kendinden birşeyler katıpta bizleri kitabı okurken anlık gafletten uyandırdığı için seviyorum. Anlık uyandırma diyorum dünya dertlerimiz anın uzamasına izin vermiyor maalesef..
192 syf.
·4 günde·5/10
Hevesle aldığım üçüncü Serdar Tuncer kitabını da bitirmiş bulundum. Ama keşke zirvede bırakıp bu kitaba hiç başlamasaymışım, "Delilik yok kalbimden başka" kitabına nazaran hayal kırıklığı oluyor çünkü.
Sebebini de şuna bağlıyorum,
Dini bir konuda yazarken işi siyasetle bağdaştırmak, kendi siyasi düşüncelerini ön plana çıkarmak.
Keşke içinde Kuran lafzı bulunan, islâm lafzı bulunan kitaplar siyasi içeriklerinden arındırılsalar, çünkü kitabın işlediği diğer konular gayet akıcı, gayet hoştu benim için.
Yazarın etkileyici kitaplarından biri okunmak isteniyorsa diğerleri tercih edilmeli.
192 syf.
Ve bir deneme kitabının daha sonuna geldim, dert edinmemiz gereken derin konulara girmiş kitapta Serdar abi oku ve düşün diyor resmen sohbet havasında okudum sindire sindire hem de sizlerde okuyun şiddetle tavsiye ederim.
192 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
İnsan buralı değil. Uzun bir yolculukta bir ağaç gölgesinde bir kaç nefeslik eğleşmek ne ise, dünya hayatı oncağızdan ibaret.

Benim için geleceğin önemli fikir adamlarından biri olan Serdar ağabeyimiz yine döktürmüş. Fakat şunu belirtmeliyim ki bir önce ki kitabı olan " Delilim Yok Kalbimden Başka" kadar sağlam bir iz bırakamadı, ama yinede muhakkak okunması gereken bir eser. Kalbinden başka delili olmayan bir adamın derdinden başka sermayesi tabi ki olmaz.
192 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
#SermayemYokDerdimdenBaşka
#SerdarTuncer
#KetebeYayınları
#KitapYorumu

Güncel konulardan ve dünya var olduğu sürece yaşanılacak bazı konulardan kısa denemelerle bahsedip bam telimize dokunan, çınar ağacı gibi okudukça içinizdeki aşkı büyütecek bir kitap.Kitabın başında muhteşem bi maneviyatla ilerliyor ancak sonlarına yaklaştıkça siyasete giriyor.. Siyasete girmesi sıkıcı oluyor.. O nedenle kitabı bitirmekten zorlandım. Kitabı beğendim ama siyaset bölümü olmasaydı kitap daha keyifli olabilirdi.Serdar Tuncer Delilim Yok Kalbimden Başka bir başka kitabı da var ama bağımsız değil. İlerde onu da alacağım ...

Tavsiye ederim ...
Yalan Dünyada Cennet dediğin şey kalbiyle aklıyla derdiyle, hissiyle, üslubuyla kişinin kendisine denk ve benzeyen insanlarla bir arada olmasıdır. Zaten ‘muvâfık yâr’ dediğin öyle çok ve kolayca bulunan bir şey olsaydı Lâ Edrî hazretleri ondan bahisle Cennet tabiri kullanmazdı.
Almayı istediğimiz ev, gördükçe iç geçirdiğimiz araba, kazanmayı hayal ettiğimiz para kadar meşgul etmiyor kalbimizi kul olmak.
Demişler ki: "Cihanda cennet'ül me'va muvâfık yâr-ı hemdemdir." Yani yalan dünyada cennet dediğin şey kalbiyle, aklıyla, derdiyle, hissiyle, müktesebâtıyla, üslubuyla kişinin kendisine denk ve benzeyen insanlarla bir arada olmasıdır.
Ey Fuzûlî sehldür her gam ki gam-hârı ola
Gam budur kim mende min gam var bir gam-hâr yoh

(Ey Fuzûlî! Eğer derdini paylaşabileceğin bir gam ortağı varsa, gam çekmek kolaydır. Asıl gam şudur ki bende bin tane gam var ve bunu paylaşabileceğim bir tane dert ortağım yok.)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sermayem Yok Derdimden Başka
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752482302
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ketebe Yayınevi
Olmanın bilgisi kitaplarda vardır ama kendisi olanla hemhal olmadan ele geçmez. Hal sirayet eder demişler. Derdin ne ise,ona sahip olanlarla beraber ol ki derman bulasın. Eşkıya olmak istiyorsan evliya eşiğinde tüketme ömrünü, velayet derdine düşmüşsen kendi kalbine eşkıyalık eyleme ! Kişi sevdiğinin kederinden pay alırmış, hemderdini öyle bir sev ki derman senin olmamaya utansın !

Kitabı okuyanlar 274 okur

  • nazende
  • Fatima
  • Mehmet emin darıcı
  • Zeynep Uçar
  • La Edri
  • Selda Yavuz
  • VERÂ Nur ⏳.. ⠀ོ
  • Aişe Varol
  • Seher
  • Sevcan Engin

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.4
Erkek
%30.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%52.5 (53)
9
%15.8 (16)
8
%11.9 (12)
7
%5 (5)
6
%5.9 (6)
5
%5 (5)
4
%3 (3)
3
%0
2
%0
1
%1 (1)