Delilim Yok Kalbimden Başka

·
Okunma
·
Beğeni
·
11854
Gösterim
Adı:
Delilim Yok Kalbimden Başka
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759969141
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
Bir sarı çiçek bulmalı şimdi. Oturup başına bir türkü söylemeli :
‘’Ben bağrımı toprak sandım taş imiş / Meğer taşa tohum ekilmez imiş .‘’

Bir sarı çiçek olmalı şimdi. Başında türkü söyleyen adama dönüp bir şiir okumalı :
‘’Taş taş değildir bağrındır taş senin / Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin.’’

Adam çiçek kokmalı o an, çiçek türkü yakmalı. Adamın yüzü sararmalı mahcubiyetten, çiçeğin yüzü ağarmalı aşktan. Çiçek yüzünü adama dönmeli, adamın yüzü çiçeğe dönmeli. Adamla çiçek bir olmalı. Erimeli çiçek adam. Bir kalp kalmalı ondan geriye.
Yokladıkça Allah, kokladıkça ah diyen bir kalp…

‘’ Elif lâm ra ‘’
İşte bütün hikaye …
192 syf.
·9/10
Serdar Tuncer..Davudi ses tonu,duruşu,samimiyeti,nüktedanlığı ve kalitesiyle her daim zevkle takip ettiğim bir yazar.
Kitabı ontolojik anlamında insanın ruhuna hitap eden,yaşadığımız dünya serüveninde dikkat etmemiz gereken durumları en güzel bir şekilde izah ettiği bir eser.
Gerçekten rahatlamak,farklı yansımaları yakalamak istiyorsanız hiç düşünmeden alın okuyun derim.
Ki özellikle 'olmak' için olması gerekenler bölümü tekrar tekrar okumak gereğini düşünorum.
Son sözüm Delilim Yok Kalbimden Başka dan;
Elbiselerimizle şık, simalarımızla güzel, bakışlarımızla derin, yürüyüşümüzle alımlı, cüzdanımızla muteber, tellallığımızla bilge, taatimizle kul ve nihayet nefsimizle var olduğumuzu zannetsek de, biz sadece kelimelerimizle varız, kelimelerimiz kadarız.’’
192 syf.
Serdar Tuncer... Televizyonda izleyip dinlerken o muhteşem sesine hayran olduğum insan. Anlatımıyla kulaklarda hoş bir tat bırakan güzel insan. Okuduğum ilk kitabı ve kesinlikle son olmayacak.
Kitap okurken yüreğime dokunan bütün cümlelerin altını çizerim. Kitap bittikten sonra tekrar başa dönüp sadece bu cümleleri okurum. Yazarın damağımda bıraktığı o tadı bir kez daha alabilmek için. Bu kitapta nerdeyse bütün sayfaları tekrardan okudum. O kadar çok cümlenin altını çizmisim ki...Hiç bir cümlesi kaçırılmayacak, tekrar tekrar okunacak lezzette bir kitap. Hayatımızda olması gerekenleri, nasıl bir insan olmamız gerektiğini ince dokunuşlarla, güzel bir biçimde anlatan muhteşem bir kitap... Keyifli okumalar.
%42 (80/192)
·Beğendi·10/10
Ne denilebilir ki. Üstat anlatmış yaşamın özünü, kulluğun olması gereken özelliklerini. Adeta o konuşmamış, konuşturulmuş. Tek gayemiz onun Yâre (k.s) olan sevgisini içimizde büyütmek onun gibi sevmek.
192 syf.
·4 günde·10/10
Hiç kalbiniz oldumu?
Benim hiç olmadı. Yalan yanlış hayallerin,yersiz kaygıların,başıboş umutların,boş sevdaların oldu kalbim ama benim olmadı.
Kalbimin sahibi ne zaman nazar etse, orada hep kendinden gayrını gördü.
Sahibinin olmayan kalp nasıl kulunun olsun ki? Kalbi kendisinin olmayan nasıl kul olsun ki?
Benim bir kalbim olsaydı,bilirdim.
Benim kalbim 'bir' olsaydı, yanardım.

Bu yüzden bilemediğimiz bulamadığımız herşey bir başkasının oldu ama bizim hiç olmadı.
Kaybettiklerimiz kazandıklarımızdan çok oldu diye kalbimiz bizim hiç olmadı. Zaten bizim olmayanı bulma peşinde oluşumuzda ne kadar bizim olmadığını göstermedi mi ?
Ne bulduk? Neyi bulduk? Bizde olanı kaybettikden sonra çok aradık diye kaybolduğunu kendimize bile söyleyememe nedenimiz de kaybetmemizin utancından değilmiydi zaten.

Bulmak için Ayaklarımızın gidemediği yerlere duaların gitmesiydi oysaki peki Bulmak için dilimizi duaya gönlümüzü semaya ne kadar döndük?
Dua bizim kendimiz için değerli olduğunu zannetiğimiz şeyi Haktan dilemek değildi. Bilakis Hakkın bizi dua edenlerden eylemesi bize değer vermeseydi.
"Duanız olmasaydı size ne diye değer verilsin" fermanına kavuşmak değilmiydi. Avuç avuç ettiğimiz duaları değer kelimesi layık olmak için yüzümüze sürmemiz.

Çok şey kaybettik duaların arasında Kendimiz için dile getirdiklerimizi kardeşlerimiz içinde isteyemedik diye çok şeyi ardımızda duadan sayılmaz diye geride bıraktık. Dualarımızı kendimiz için ederken, Bir annenin Hastahanede Yavrusu için zamanı cehennem içinde yanar gibi beklerken Dualarımız arasına hiç tanımadığımız ve bizi hiç tanımayacak olanlar için Amin diyemedik.
Halbuki Allah "Kulum hiç tanımadığı kardeşi için böyle kendisini paralıyor. Benki Rabbül-Aleminim,şifasını vermezmiyim kulumun. Sesine hiç ortak olmamanın hüznünü yaşayanlardan olabilmeliydik.
Bize verilen en büyük nimetin "Dua'nın" Değerini kavrayabilseydik eğer. Gözlerimizden dua ederken süzülen her bir damla yaşın kıymeti Arşı Ala'da Kimsesizlerin sesi mazlumların gölgesi olacaktı oysa. Duaya yabancı kaldık. El duaya yabancı kaldı. Sonra bir ses yükseldi Mekke'nin çöllerinden 1400 sene sonra gelecek olan insanlara "Duanız yoksa Allah size ne diye değer versin..." Değmedik, diyemedik. Diyemedik diye değer verenlerden değer görenlerden olamadık.

Oysa 1400 sene öncesinden kardeşlerim diye seslenilen bir Peygamberin Kardeşleri şerefine nail olduk. Kuşu öldüğünde taziyeye giden bir peygamberin kardeşleri Halep'te ölen kardeşleri için gözlerinden bir damla bile dökmekten mahrum. Oysa El açıp dua edebilseydik eğer Türkmen dağında her taraftan yağmur gibi üzerlerine bombalar yağan kardeşlerimizin yanında ettiğimiz dualar Düşmana korku Mazluma umut olurdu. Evvabiller yok şimdi.
Delilimiz yok kalbimizden başka duamızdan başka niyetlerimizden başka. Bir niyet tutturalım şimdi kendimize başı ümit ortası Mutluluk sonu dua olan. Bir günde yapacağımız herşeyi bu niyetle yapmanın şerefine nail olalım.
Evden çıkarken Kapı eşiğinde " Ya Rabbim bugün senin rızan için çıkıyorum kapıdan,çalışmanın ibadet saydığın bir güne senin adınla başlıyorum. Adımlarımı bana hayırlı kıl. Kazancımı bana hayr eyle" duasıyla başlayalım güne.
Bir anne Evladının karnını doğuracağı zaman. "Ey Rabbim evladımı senin dinine güzel bir kul peygamberine güzel bir ümmet olabilmesi için,senin verdiğin rızıkla karnını doyuruyorum" diyebilenlerden olalım. Olalım ki niyetin nasıl hayırlı işlere kapı açtığını,Ameller niyetlere göredir sözünü Tescili olarak yaşayalım...

Çağımızın en büyük problemlerinden bir tanesi de gideceği yer ayrıldığı yerden hayırlı ise oradan sağ ayakla,bulunduğu yer gideceği yerden hayırlı ise sol ayakla çıkması gerektiğini bilmemesidir. Camiden işe giderken sol ayakla çıkabileceğimiz gün bütün dertlerimiz hallolacak. Ayakların hangi niyetle atılması iyi ve kötü kader kapılarını aralar. Kader, Sadece niyetlerin salih olmasıyla güzellik bulur

Serdar Tuncerin Eşsiz anlatımıyla güzel örneklemeleriyle ve günümüz sorunlarını toplayıp güzel bir şahaser haline getirdiği okunası kitaplardan birtanesi. Bugünün problemlerini,yapılması gerekenleri ve yapılmaması gerekenleri örnekler,hikayeler ve beyitlerle ele almış. Konudan konuya güzel bağlantılar yapılıp Sıkılmadan Tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz Yine bir Serdar Tuncer Anlatımı ve Muhteşemliği diyeceğiniz Bir Eser...

Bir sarı çiçek olmalı şimdi. Başında türkü söyleyen adama dönüp şiir okumalı.
"Taş taş değildir,bağrındır taş senin. Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin. "
"Elif Lam Ra"
İşte Tüm hikaye...

İyi okumalar...
192 syf.
·26 günde·Beğendi·10/10
Sohbetlerinde olduğu gibi kitabında da gönül teline dokunmuş Serdar Tuncer. Bir kere değil defalarca okunacak hatta ara ara kitaplığımın rafından alıp içinden bir kuple okuyabileceğim ruhuma hitap edecek bölümlerden oluşmuş. Anlatmak dile zor en iyisi siz temin edin en kısa sürede okuyun..
192 syf.
·5 günde
Hazreti Lokman Hakîm'in nasihatlerinde şöyle der: İçini dışından daha çok süsle: İçin Hakkın, dışın halkın baktığı yerdir.Bu kitapta tamda gerek ismi ile gerekse içerik olarak anlatılmak istenen budur. Bizler her daim geçmişe olan özlemi belirtiriz eski bayramlar, eski dostluklar ve bu liste uzar gider. Aklimiza şu soru gelir neden her şey eskiden daha güzeldi daha içtendi cevapsiz kalan bu sorunun üstüne birde özlem dolu iç çekiş kalır geriye. işte tamda bu sorunun cevabını bu kitapta buluruz. Okudukca alti cizilesi cok yer bulacaksiniz zaman zaman öğütlerin elbette derslerle dolu oldugunu fark ederek kitaba kendinizi daha cok kaptiracak belkide icinizde temiz bir dunya bulacak veya olusturacaksiniz. Herkese keyifli okumalar dilerim.
192 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitaptan "
- Benim halim ne olacak böyle, olamamaktan yoruldum.
- Ustana güveniyorsan kütük ol.
- Ustama güveniyorum ama benim eksiklerim, günahlarım?
Cevap tokat gibi geldi:
- Kütük bunu düşünür mü?
Aziz okuyucu, elinizde tuttuğunuz bu kitap, kendisini yok edecek kadar aşkı var edemeyen, kelimeyi hiç edecek kadar kendisini yok edemeyen bir adamın, belki O duyar ümidiyle kalbiyle dertleşmesidir."
Aşırı güzel. Kesinlikle okunmalı.
Bir insan bu kadar kalbi derin mevzuları bu kadar içten ve hafif tam kalbe isabet ettirerek nasıl yazmış?
Okuyunuz efendim.
yûسuf
yûسuf Delilim Yok Kalbimden Başka'yı inceledi.
@Yusuftahir·09 Eyl 2019·Kitabı okumadı
Sözün güzelliği kısalığındadır.

Çoğu yayın evinin kâğıt israfından öteye geçemediği günümüz yayın dünyasında, işini layıkıyla yapan ender yayın evlerinden biri olan Profil Kitap’ın birkaç kitabını temin ettik.

Aralarında biri var ki dikkatimizin en dikkatsiz yerine bir ‘’selamın aleyküm’’ diyerek buradayım dedi. Bu kitap, adını çeşitli TV programlarında sıkça duyduğumuz, çok az insana nasip olan pürüzsüz İstanbul Türkçesiyle muhabbetlerini dinlediğimiz Serdar Tuncer’in; diğeri derleme olan kitabını saymasak, kendi kaleminden dökülen ilk kitabı.

Eşik yayınlarından çıkan Satır Arası Hikâyeler adlı kitapta hikmetli kıssaların derlemesini yapan Tuncer, çoğu insanın onlarca kitabı okuyup ancak ulaşabileceği menkıbeleri toplayarak okuyucuya sunmuştu. Kelamındaki kaliteyi yaptığı kültürel ve sosyal birçok etkinlikle insanlara duyurmuş olan yazar, bu kitabıyla kaleminin de kaliteli koktuğunu okuyucuya göstermiş oldu.

Yazma sancısı, varoluşsallıktan evvel gelen ve teoride oldukça kolay gözüken ancak pratikte bir iç savaş serüvenidir. Bu savaşı veren insanlar temelde ne kadar yazıyor olsa da –yazamıyorum- krizine düşmüş insanlardır. Bu yüzden bazı kitaplar kitlelerin beğenilme arzusunu tatmin için değil yazarının yaşıyor olduğunu anlatabildiği en kestirme yoldur. Çünkü yazmak; kimi zaman yazarın varlığını ispat etmesidir.

O kitaplardan, biri de Serdar Tuncer’in son kitabıdır. Dervişane bir tavır ile modern dünyanın süsüne dalmış insana hakikatin bir ışımasını göstermeye çalışır yazar. Yazmak dediğimiz gibi “ontolojik” bir eylemdir. İspat ve tespit noktasında… Okuyunca, kendini kelamın en büyülü ahengiyle anlatabilecek lisana sahip bir insanın, aslında konuşarak çoğu şeyin anlatılamayacak olduğunu, bizatihi kelimelere sığarak insanlara kanıtlarcasına anlatma çabasını görüyorsunuz. Bu zor bir uğraştır.

Doğum ve ölüm arasındaki dengede hakikat arayışı olan her insan bilir ki, aradığı ilk ve son şey kendisidir. Dünya serüvenimizin hikâyesinin bu olduğunu söylememiz mümkündür. Ancak kaderin, o çözemediğimiz düğümü de budur ya, bulacağı en son şey de kendisi olacaktır. Bu noktadan hareketle ele aldığımız bu eser, kendiyle meselesi olan ve kendini bulma peşine düşmüş bir insanın samimi, içten ve bir o kadar kederli yolculuğunu bulacağınız bir eser.

Son olarak;

-Hayırlı olsun, nur topu gibi bir kitap olmuş.
192 syf.
·10/10
Bana kalırsa,herkesin okuması gereken başucu niteliğinde bir kitap. Serdar Tuncer'in zarif, naif, akıcı dili, ara sıra yapmış olduğu mizahıyla özdeşleşince ortaya okunmadan geçilemeyecek bir eser çıkmış oluyor. Kitap hayata dair birçok anekdotlar içeriyor ; yaşamımızı şekillendirici, gayemizi belirleyici bir rol içeriyor ve varoluş nedenimizi unutmadığımız takdirde hedefimizin bizi orda beklediğini anlatıyor . Bu süreçte gitmek zorunda olduğumuz yolda bize yürümeyi değil koşmayı öğretiyor, - ebedi saadete koşmayı- bence en kısa zamanda, sizde okuyun sizde koşun o tren kaçmasın...
192 syf.
Aslında uzun zamandır kitaplar için inceleme yazmama kararı almıştım ama kitap öylesine "kalk ve uyar" nitelikli idi ki, "Rasûlullah Müddessir'den sonra ne yaptı ise sana düşen de o." deme mecburiyeti hissettim kendi kendime.
Kitap öyle sıkıcı, öğüt verici yada ne bileyim dışardan hissettirdiği gibi tasavvuf deryası bir kitap değil. Aksine; öyle içimizden, öyle tanıdık, öyle yaralarımıza aşina ki, neredeyse her sayfasını okurken gözlerimi kapatıp bir kaç saniye düşünmek zorunda kaldım. Sonra mı? "Sahi, böyle", "hakikaten doğru", yahut "adam haklı" diyip durdum her düşündüğümde. Kitabın içeriğine değinmek istemiyorum pek zira her telden çalmış bir nevi fakat değinmek istediğim birşey var "cümlelerinin harikulade bir biçimde manalı oluşu". Öyle güzel cümleler, öyle düşündürücü kısımlar var ki bakıp tebessüm etmekten başka birşey gelmiyor insanın elinden. Ben doyamam arkadaşlar kitabı anlatmaya, en iyisi mi siz hemen edinin ve bi o kadar ivedilikle okuyun derim, keyifli okumalar ve tefekkürler :)
192 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Ilk kez bir kitabı okuduktan sonra "kendime geldim" dedim. Sanki yillarca bu kitabi beklemissiniz hissi uyandırıyor. Her anlamda muhtesemde. Bir insanin kitaoliyinda defalarca okumak istedigi kitaplar nadir olur. Bu kitap benim icin tam anlamiyla öyle:)
192 syf.
İçinde olduğumuz boşluğun sebebini,neyi neden ve nerede aramamız gerektiğini, buldum zannettiğimiz bir çok şeyin imtihanımız olabileceğini ne de güzel anlatmış üslubunu sevdiğim adam :) Ayrıca kitabın sonlarına doğru yer alan 25 maddede olası darbe teşebbüsünü önleme listesine bayıldım.. Okumadıysanız mutlaka okuyun derim
Dua et. Olmayacak bir işin umutsuzluğuyla ellerini açan bir adam gibi değil, ellerini açmazsa hiçbir şey olmayacak bir adamın umuduyla, dua et.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Delilim Yok Kalbimden Başka
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759969141
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
Bir sarı çiçek bulmalı şimdi. Oturup başına bir türkü söylemeli :
‘’Ben bağrımı toprak sandım taş imiş / Meğer taşa tohum ekilmez imiş .‘’

Bir sarı çiçek olmalı şimdi. Başında türkü söyleyen adama dönüp bir şiir okumalı :
‘’Taş taş değildir bağrındır taş senin / Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin.’’

Adam çiçek kokmalı o an, çiçek türkü yakmalı. Adamın yüzü sararmalı mahcubiyetten, çiçeğin yüzü ağarmalı aşktan. Çiçek yüzünü adama dönmeli, adamın yüzü çiçeğe dönmeli. Adamla çiçek bir olmalı. Erimeli çiçek adam. Bir kalp kalmalı ondan geriye.
Yokladıkça Allah, kokladıkça ah diyen bir kalp…

‘’ Elif lâm ra ‘’
İşte bütün hikaye …

Kitabı okuyanlar 1.315 okur

  • Zeynep soysal
  • Uğur İsmetoğlu
  • Büşra Sargın
  • Talip YILDIZLI
  • Mücahide
  • Tuba Dilben
  • Boliate
  • Fikriye Cevher
  • Ayşegül
  • Reyhan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%11.1
14-17 Yaş
%5.6
18-24 Yaş
%27.8
25-34 Yaş
%38.9
35-44 Yaş
%9.3
45-54 Yaş
%3.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.2
Erkek
%31.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%56.8 (252)
9
%18.5 (82)
8
%12.4 (55)
7
%5.4 (24)
6
%3.4 (15)
5
%1.1 (5)
4
%0.5 (2)
3
%0.7 (3)
2
%0.2 (1)
1
%1.1 (5)

Kitabın sıralamaları