Delilim Yok Kalbimden Başka

·
Okunma
·
Beğeni
·
6.879
Gösterim
Adı:
Delilim Yok Kalbimden Başka
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759969141
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
Bir sarı çiçek bulmalı şimdi. Oturup başına bir türkü söylemeli :
‘’Ben bağrımı toprak sandım taş imiş / Meğer taşa tohum ekilmez imiş .‘’

Bir sarı çiçek olmalı şimdi. Başında türkü söyleyen adama dönüp bir şiir okumalı :
‘’Taş taş değildir bağrındır taş senin / Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin.’’

Adam çiçek kokmalı o an, çiçek türkü yakmalı. Adamın yüzü sararmalı mahcubiyetten, çiçeğin yüzü ağarmalı aşktan. Çiçek yüzünü adama dönmeli, adamın yüzü çiçeğe dönmeli. Adamla çiçek bir olmalı. Erimeli çiçek adam. Bir kalp kalmalı ondan geriye.
Yokladıkça Allah, kokladıkça ah diyen bir kalp…

‘’ Elif lâm ra ‘’
İşte bütün hikaye …
192 syf.
·9/10
Serdar Tuncer..Davudi ses tonu,duruşu,samimiyeti,nüktedanlığı ve kalitesiyle her daim zevkle takip ettiğim bir yazar.
Kitabı ontolojik anlamında insanın ruhuna hitap eden,yaşadığımız dünya serüveninde dikkat etmemiz gereken durumları en güzel bir şekilde izah ettiği bir eser.
Gerçekten rahatlamak,farklı yansımaları yakalamak istiyorsanız hiç düşünmeden alın okuyun derim.
Ki özellikle 'olmak' için olması gerekenler bölümü tekrar tekrar okumak gereğini düşünorum.
Son sözüm Delilim Yok Kalbimden Başka dan;
Elbiselerimizle şık, simalarımızla güzel, bakışlarımızla derin, yürüyüşümüzle alımlı, cüzdanımızla muteber, tellallığımızla bilge, taatimizle kul ve nihayet nefsimizle var olduğumuzu zannetsek de, biz sadece kelimelerimizle varız, kelimelerimiz kadarız.’’
192 syf.
·7 günde·10/10
Kitap “Son Söz” ile başlıyor ve “…elinizde tuttuğunuz bu kitap, kendisini yok edecek kadar aşkı var edemeyen, kelimeyi hiç edecek kadar kendisini yok edemeyen bir adamın, belki O duyar ümidiyle kalbiyle dertleşmesidir.” şeklinde bir tanım da bu “Son Söz” ün son cümlesini teşkil ediyor, aziz okuyucuya hitaben. Kitap temelde beş başlık ve bu başlıklar altında yazarın “kalbiyle dertleşmesi” mukabilinde yazılardan oluşmakta. Yazarın bir önceki ve de ilk kitabı olan Satır Arası Hikayeler’deki gibi hikâyeler, kıssalar yine mevcut ama yazar, bu eserinde anlatılarda konusu geldikçe ya da konu açıldıkça başvurmuş, her biri herkesin nasibince, hikmet deryası olan hikâyelere.

Kitap boyunca, yazarın kalbiyle olan dertleşmesinde siz de kendi kalbinize bir yönelim içerisine giriyorsunuz. Yazılar olabildiğince hayatımızdan. Durup düşündüğüz “Ne olacak bu ülkenin hali” dediğiniz “ülke” yerine iş, eğitim, yaşayış ve yüreğinize dert olmuş her şeyi koyabileceğiniz birçok konuya değiniyor. Ama asılda siz kendinizi bu sebepler dünyasında kalbinizi, yaşantınızı, bakışınızı sığaya çekerken buluyorsunuz.

Kitap baştan sona altı çizilesi cümlelerle ve sözlerle dolu… Bundan dolayı en çok alıntı yaptığım eserlerden oldu ve “kardeşim kitabı yazsaydın bari” diyen 1000Kitap/Duvar/ ‘ın değerli üyelerinin de bu inceleme vesilesiyle aflarına sığınmak istiyorum. Haklarını helal etmeleri temennilerimle…

Serdar Tuncer , günümüzde dinimizin mükemmellikleri ile kendi içindeki kitap yazma isteğini tatmin etme, hayran kitle oluşturma derdinde olan yazarlardan ayrılan bir yazar. Yazdıklarında, takip ederseniz yaşantısında, bulunma imkânınız olursa sohbetlerinde, konferanslarında bunu ayan beyan anlayacağınız bir yazar, bir ağabey, “derttaş” diye hitap etmese de en yakınınızda hissedeceğiniz bir dert ortağı. Size tasavvuftan bahsedeceğim deyip beylik sözlerle değil, belki yıllardır söylenegeleni yine olduğu gibi usulünce okuruna ve dinleyenine vermeyi başaran bir yazar, bir şair.

Bunları haddimi aşarak söylediğimin farkındayım. Zira benim burada bir okur olmaktan öte bir vasfım mevcut değil. Edebiyat üzerine tahsilim yok ancak bu gün “piyasa” denilen, “sosyal medya” denilen ortamlarda inanların, inançlarını, değerlerini kendilerine mal ederek, “tasavvuf”u kitaplarına, yazdıklarına sadece başlık olarak yazmaktan öteye taşıyamayan, bir bağa gül olamamış, bir gülün dalında bülbül gibi derde giriftar olamamış “tacir”leri gördükçe; benim de bu aciz aklımla bir iki kelam etmem gerek diye düşünüyorum…

Tasavvufa, elif’i, eyvallah’ı, fesleğeni fıstığı katıp tasavvufun te’sinin yanından geçmeyen mahallerde ben tasavvuf şairiyim diyenler, sen Allah de ötesini (bana) bırak diyenler dün, bugün acı bir şekilde maalesef ki tasavvufu gönül iklimini öğrettiklerini ve yine maalesef; ki bunları okuyan nice kardeşim, ağabeyim, ablamla birlikle bizler de öğrendiğimizi zannediyoruz.

Hâsılı efendim, özellikle kitap konusunda kıymet bilmemiz lazım diye düşünüyorum, seçici olmalıyız, pirincin içindeki siyah taşlardan değil, beyaz taşlardan korkmalıyız diye düşünüyorum. Bu kitabı ve “tasavvuf”, “gönül” “kalp” gibi kavramlar daha doğrusu değerler üzerine okumalarımız olacaksa bunları kaynak eserlerden okumanızı tavsiye ediyorum.

Vesselam…
Ne denilebilir ki. Üstat anlatmış yaşamın özünü, kulluğun olması gereken özelliklerini. Adeta o konuşmamış, konuşturulmuş. Tek gayemiz onun Yâre (k.s) olan sevgisini içimizde büyütmek onun gibi sevmek.
192 syf.
·4 günde·10/10
Hiç kalbiniz oldumu?
Benim hiç olmadı. Yalan yanlış hayallerin,yersiz kaygıların,başıboş umutların,boş sevdaların oldu kalbim ama benim olmadı.
Kalbimin sahibi ne zaman nazar etse, orada hep kendinden gayrını gördü.
Sahibinin olmayan kalp nasıl kulunun olsun ki? Kalbi kendisinin olmayan nasıl kul olsun ki?
Benim bir kalbim olsaydı,bilirdim.
Benim kalbim 'bir' olsaydı, yanardım.

Bu yüzden bilemediğimiz bulamadığımız herşey bir başkasının oldu ama bizim hiç olmadı.
Kaybettiklerimiz kazandıklarımızdan çok oldu diye kalbimiz bizim hiç olmadı. Zaten bizim olmayanı bulma peşinde oluşumuzda ne kadar bizim olmadığını göstermedi mi ?
Ne bulduk? Neyi bulduk? Bizde olanı kaybettikden sonra çok aradık diye kaybolduğunu kendimize bile söyleyememe nedenimiz de kaybetmemizin utancından değilmiydi zaten.

Bulmak için Ayaklarımızın gidemediği yerlere duaların gitmesiydi oysaki peki Bulmak için dilimizi duaya gönlümüzü semaya ne kadar döndük?
Dua bizim kendimiz için değerli olduğunu zannetiğimiz şeyi Haktan dilemek değildi. Bilakis Hakkın bizi dua edenlerden eylemesi bize değer vermeseydi.
"Duanız olmasaydı size ne diye değer verilsin" fermanına kavuşmak değilmiydi. Avuç avuç ettiğimiz duaları değer kelimesi layık olmak için yüzümüze sürmemiz.

Çok şey kaybettik duaların arasında Kendimiz için dile getirdiklerimizi kardeşlerimiz içinde isteyemedik diye çok şeyi ardımızda duadan sayılmaz diye geride bıraktık. Dualarımızı kendimiz için ederken, Bir annenin Hastahanede Yavrusu için zamanı cehennem içinde yanar gibi beklerken Dualarımız arasına hiç tanımadığımız ve bizi hiç tanımayacak olanlar için Amin diyemedik.
Halbuki Allah "Kulum hiç tanımadığı kardeşi için böyle kendisini paralıyor. Benki Rabbül-Aleminim,şifasını vermezmiyim kulumun. Sesine hiç ortak olmamanın hüznünü yaşayanlardan olabilmeliydik.
Bize verilen en büyük nimetin "Dua'nın" Değerini kavrayabilseydik eğer. Gözlerimizden dua ederken süzülen her bir damla yaşın kıymeti Arşı Ala'da Kimsesizlerin sesi mazlumların gölgesi olacaktı oysa. Duaya yabancı kaldık. El duaya yabancı kaldı. Sonra bir ses yükseldi Mekke'nin çöllerinden 1400 sene sonra gelecek olan insanlara "Duanız yoksa Allah size ne diye değer versin..." Değmedik, diyemedik. Diyemedik diye değer verenlerden değer görenlerden olamadık.

Oysa 1400 sene öncesinden kardeşlerim diye seslenilen bir Peygamberin Kardeşleri şerefine nail olduk. Kuşu öldüğünde taziyeye giden bir peygamberin kardeşleri Halep'te ölen kardeşleri için gözlerinden bir damla bile dökmekten mahrum. Oysa El açıp dua edebilseydik eğer Türkmen dağında her taraftan yağmur gibi üzerlerine bombalar yağan kardeşlerimizin yanında ettiğimiz dualar Düşmana korku Mazluma umut olurdu. Evvabiller yok şimdi.
Delilimiz yok kalbimizden başka duamızdan başka niyetlerimizden başka. Bir niyet tutturalım şimdi kendimize başı ümit ortası Mutluluk sonu dua olan. Bir günde yapacağımız herşeyi bu niyetle yapmanın şerefine nail olalım.
Evden çıkarken Kapı eşiğinde " Ya Rabbim bugün senin rızan için çıkıyorum kapıdan,çalışmanın ibadet saydığın bir güne senin adınla başlıyorum. Adımlarımı bana hayırlı kıl. Kazancımı bana hayr eyle" duasıyla başlayalım güne.
Bir anne Evladının karnını doğuracağı zaman. "Ey Rabbim evladımı senin dinine güzel bir kul peygamberine güzel bir ümmet olabilmesi için,senin verdiğin rızıkla karnını doyuruyorum" diyebilenlerden olalım. Olalım ki niyetin nasıl hayırlı işlere kapı açtığını,Ameller niyetlere göredir sözünü Tescili olarak yaşayalım...

Çağımızın en büyük problemlerinden bir tanesi de gideceği yer ayrıldığı yerden hayırlı ise oradan sağ ayakla,bulunduğu yer gideceği yerden hayırlı ise sol ayakla çıkması gerektiğini bilmemesidir. Camiden işe giderken sol ayakla çıkabileceğimiz gün bütün dertlerimiz hallolacak. Ayakların hangi niyetle atılması iyi ve kötü kader kapılarını aralar. Kader, Sadece niyetlerin salih olmasıyla güzellik bulur

Serdar Tuncerin Eşsiz anlatımıyla güzel örneklemeleriyle ve günümüz sorunlarını toplayıp güzel bir şahaser haline getirdiği okunası kitaplardan birtanesi. Bugünün problemlerini,yapılması gerekenleri ve yapılmaması gerekenleri örnekler,hikayeler ve beyitlerle ele almış. Konudan konuya güzel bağlantılar yapılıp Sıkılmadan Tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz Yine bir Serdar Tuncer Anlatımı ve Muhteşemliği diyeceğiniz Bir Eser...

Bir sarı çiçek olmalı şimdi. Başında türkü söyleyen adama dönüp şiir okumalı.
"Taş taş değildir,bağrındır taş senin. Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin. "
"Elif Lam Ra"
İşte Tüm hikaye...

İyi okumalar...
192 syf.
·26 günde·Beğendi·10/10
Sohbetlerinde olduğu gibi kitabında da gönül teline dokunmuş Serdar Tuncer. Bir kere değil defalarca okunacak hatta ara ara kitaplığımın rafından alıp içinden bir kuple okuyabileceğim ruhuma hitap edecek bölümlerden oluşmuş. Anlatmak dile zor en iyisi siz temin edin en kısa sürede okuyun..
192 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitaptan "
- Benim halim ne olacak böyle, olamamaktan yoruldum.
- Ustana güveniyorsan kütük ol.
- Ustama güveniyorum ama benim eksiklerim, günahlarım?
Cevap tokat gibi geldi:
- Kütük bunu düşünür mü?
Aziz okuyucu, elinizde tuttuğunuz bu kitap, kendisini yok edecek kadar aşkı var edemeyen, kelimeyi hiç edecek kadar kendisini yok edemeyen bir adamın, belki O duyar ümidiyle kalbiyle dertleşmesidir."
Aşırı güzel. Kesinlikle okunmalı.
Bir insan bu kadar kalbi derin mevzuları bu kadar içten ve hafif tam kalbe isabet ettirerek nasıl yazmış?
Okuyunuz efendim.
192 syf.
Serdar Tuncer... Televizyonda izleyip dinlerken o muhteşem sesine hayran olduğum insan. Anlatımıyla kulaklarda hoş bir tat bırakan güzel insan. Okuduğum ilk kitabı ve kesinlikle son olmayacak.
Kitap okurken yüreğime dokunan bütün cümlelerin altını çizerim. Kitap bittikten sonra tekrar başa dönüp sadece bu cümleleri okurum. Yazarın damağımda bıraktığı o tadı bir kez daha alabilmek için. Bu kitapta nerdeyse bütün sayfaları tekrardan okudum. O kadar çok cümlenin altını çizmisim ki...Hiç bir cümlesi kaçırılmayacak, tekrar tekrar okunacak lezzette bir kitap. Hayatımızda olması gerekenleri, nasıl bir insan olmamız gerektiğini ince dokunuşlarla, güzel bir biçimde anlatan muhteşem bir kitap... Keyifli okumalar.
192 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Ilk kez bir kitabı okuduktan sonra "kendime geldim" dedim. Sanki yillarca bu kitabi beklemissiniz hissi uyandırıyor. Her anlamda muhtesemde. Bir insanin kitaoliyinda defalarca okumak istedigi kitaplar nadir olur. Bu kitap benim icin tam anlamiyla öyle:)
192 syf.
İçinde olduğumuz boşluğun sebebini,neyi neden ve nerede aramamız gerektiğini, buldum zannettiğimiz bir çok şeyin imtihanımız olabileceğini ne de güzel anlatmış üslubunu sevdiğim adam :) Ayrıca kitabın sonlarına doğru yer alan 25 maddede olası darbe teşebbüsünü önleme listesine bayıldım.. Okumadıysanız mutlaka okuyun derim
192 syf.
Defalarca okudum, deniz suyu içer gibi...
Bir hesap var verilmesi gereken. Söyle bakalım, var mı bir delilin iyi olduğuna dair? Bir kalbim var derya gibi. Delil olarak kalbim yeter, ama bir karartı var günahlarla dolu. Öyle ya! İçinde ne varsa kıyıya o vurur. Beraatimi isterim diyecektim, utandım. Gaflet deryasında yüzüyordum çünkü. Ölmeden önce ölmek gerekti. Kalbimi dünyada saf tutmam gerekti. Safları sıkı tutsaydık şeytan da araya giremezdi. Nefs ne söylerse söylesin çaresiz kalırdı. Şimdi dur ey kalbim! Nokta koy günahlarına...

Ben duygularımı böyle dile getirip son veriyorum. Siz yazarın kalbinden geçenleri okuyun. İnsan kalbine nasıl bakmalı, nasıl yaşamalı, nasıl ölmeli? Anlatmış Serdar Ağabey, ama öyle böyle değil. Okurken kalbimizin derinliklerinde kaybolacakmışız gibi...
192 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bana şiiri sevdiren kişidir kendisi:) Her sayfasını her değişen konu başlığını bir sonraki cümlede ne diyecek acaba merakla okuduğum kitap oldu. Serdar abiyle oturup sohbet etmisiz gibiydi resmen. Sonuçta karşımda da olsa kurabileceğim bi kac söz çıktı agzimdan kitabi okurken. Çok haklısın, cok doğru tespit, hay yaşa ne güzel söyledin öyle yaa:) serdar abi nin iç dünyasının bize yansıtılmış hali bu kitap. Serdar abi bizi davet eder de, ben hiç icabet etmez miyim? Herkese keyifli okumalar.
192 syf.
·Beğendi·10/10
Bir KaLbimiz var, Birde Sevdamız... İddaamîz Büyük... Zira Kurban oLmadan Aşk bulunmuyor.. Kitabın özü şudur ki; Ne için burda oLduğumuzu ve KâLû BeLâda Gördüğümüz Aşk'ın Sahibine Kurban oLunmadan... Sevda iddaası boş bir hayaLdir...
Dünyayı değiştirmek istiyorsan davranışlarını değiştir, dünyanı değiştirmek istiyorsan kelimelerini..
Serdar Tuncer
Sayfa 94 - İhsan Fazlıoğlu
Hiç oluyor birden kavgası, hesabı, kitabı dünyanın.
Dünya kocaman bir hiç oluyor birden.
Gülüyorum.
Bir bardak çay, iki şeker, bir baba...
Yetiyor kalbi olana
Biliyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Delilim Yok Kalbimden Başka
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759969141
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
Bir sarı çiçek bulmalı şimdi. Oturup başına bir türkü söylemeli :
‘’Ben bağrımı toprak sandım taş imiş / Meğer taşa tohum ekilmez imiş .‘’

Bir sarı çiçek olmalı şimdi. Başında türkü söyleyen adama dönüp bir şiir okumalı :
‘’Taş taş değildir bağrındır taş senin / Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin.’’

Adam çiçek kokmalı o an, çiçek türkü yakmalı. Adamın yüzü sararmalı mahcubiyetten, çiçeğin yüzü ağarmalı aşktan. Çiçek yüzünü adama dönmeli, adamın yüzü çiçeğe dönmeli. Adamla çiçek bir olmalı. Erimeli çiçek adam. Bir kalp kalmalı ondan geriye.
Yokladıkça Allah, kokladıkça ah diyen bir kalp…

‘’ Elif lâm ra ‘’
İşte bütün hikaye …

Kitabı okuyanlar 523 okur

  • Buşra Bilkay
  • Esranur Uzunoğlu
  • gece
  • Hülya Aksu
  • Deryas
  • Hacer Yurtsever
  • Aynur Karadaş
  • Ay fırat
  • Sevde Sümeyye Çelik
  • Saba Melike

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%11.1
14-17 Yaş
%5.6
18-24 Yaş
%27.8
25-34 Yaş
%38.9
35-44 Yaş
%9.3
45-54 Yaş
%3.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.2
Erkek
%31.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%58 (131)
9
%20.8 (47)
8
%11.9 (27)
7
%4.4 (10)
6
%1.3 (3)
5
%0.9 (2)
4
%0.4 (1)
3
%1.3 (3)
2
%0.4 (1)
1
%0.4 (1)

Kitabın sıralamaları