Şenol Tombaş'ın Öykücülüğüne Dair Kuramsal Bir İnceleme
Şenol Tombaş öykücülüğü, çağdaş Türk anlatı geleneği içerisinde metafizik sorgulama ile ahlâkî-eleştirel duyarlılığı birleştiren özgün bir çizgide konumlanmaktadır. Bu öykü anlayışı, klasik olay merkezli anlatıdan ziyade düşünce yoğunluklu, aforizmatik ve içsel gerilimle beslenen bir yapı arz eder. Metin, yalnızca bir hikâye anlatmaz; ontolojik bir problem alanı açar.
Öz
Bu çalışma, Şenol Tombaş öykücülüğünü metafizik sorgulama, aforizmatik dil yoğunluğu ve ahlâkî-eleştirel bilinç ekseninde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Tombaş’ın anlatı evreni, klasik olay merkezli öykü anlayışından ziyade düşünce merkezli ve ontolojik gerilim taşıyan bir yapı arz eder. Bu yapı, modern Türk öykücülüğünün varoluşçu ve tasavvufî damarlarıyla temas hâlindedir; ancak ne bütünüyle nihilist ne de romantik-mistik bir teslimiyetçidir. Çalışmada Tombaş öykücülüğü, metafizik-eleştirel modern anlatı kategorisi içinde konumlandırılmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Metafizik anlatı, aforizmatik dil, modern Türk öyküsü, etik estetik, tasavvufî bilinç.
1. Kuramsal Çerçeve
Modern öykü, XIX. yüzyıl sonrasında olay örgüsünden çok bilinç, algı ve iç gerilim üzerine kurulmaya başlamıştır. Bu dönüşüm, anlatının merkezine “insanın içsel krizi”ni yerleştirmiştir. Şenol Tombaş öykücülüğü de bu çizgide konumlanmakla birlikte, yalnızca psikolojik derinlikle yetinmez; ontolojik bir sorgulama alanı açar.
Bu bağlamda Tombaş’ın metinleri, varoluşçu karanlıkla ilişki kurar; ancak nihilist bir sonuç üretmez. Sadık Hidayet’in metinlerinde görülen ontolojik boşluk ve anlamsızlık duygusu, Tombaş’ta yerini “anlamın kaybı karşısında direnç” tavrına bırakır. Dolayısıyla burada karanlık bir kapanış değil, gerilimli bir arayış söz konusudur.
Öte yandan metafizik düşünce