Yas aslında bencildir, terk edilmiş bir dünyada kendimiz için tuttuğumuz bir yastır. Ben onsuz nasıl yaşarım?
...Ama bu, hikayenin sadece bir parçası, vedalaşmanın bir yüzü.
İşitilen şey, görülen şeyden daha dehşet verici olabiliyor sanki. Sadece sözcükler ölüm gerçeğini kesinleştirebilir. Biri o öldü demediği sürece hâlâ bir umut vardır.
Gülleri koklamak için eğilmeye alışığız. Eğildiğimizde, farkında olmadan, hem o gül yetiştiren bahçıvana hem de gül fikrini yetiştiren Bahçıvan'a saygılarımızı sunmuş oluruz.
Görünüşe göre her ölümden sonra, her doğumdan sonra olduğu gibi dünya yeniden başlıyor. Öyle olaylardan sonra kişisel takvimimiz değişiyor ve yeni çağlar açılıyor. Dünya aniden ikiye bölünmüştü.