İki gözle bak dünyaya," diyordu adam, "biri dışarıyı gözlerken diğeri içini gözlesin." İçinde neler olup bittiğine bak. Hangi tepelere tırmanıyorsun, hangi yokuşlardan aşağı yuvarlanıyorsun? Dünyaya sorular sor, ama içini de ihmal etmeden.
Bize kendisini açan bir hayat var, bütün renk ve cıvıltılarıyla; elimizi uzatsak dokunacağımız, ruhumuzun pencerelerini açsak içimize doluşacak bir hayat.
Ölüme gözlerimizi açmak ve ne kadar az zamanımız kaldığını idrak edebilmek, bize artık hayatı erteleyemeyeceğimizi de öğretir. Böylece hayatımızın dümenine geçer, yaşamak yükünü üzerimize alır ve bizim için gerçekten önemli olan şeylere odaklanırız.