.. ama güzellik, hele ki gerçek güzellik, entelektüelliğin başladığı yerde biter. Akıl, başlı başına bir abartı biçimidir ve bir yüzde var olan uyumu bozar. İnsan oturup birşeyi düşünmeyegörsün, bir anda safi burun, safi alın falan kesilir; korkunç görünür. Mürekkep yalamış, mesleğinde başarılı olmuş adamlara bir baksana; ne kadar da çirkinler! Kilise mensuplarını bunun dışında tutuyorum elbette. Zaten kilisede pek fazla düşünmezler.
Nihan Kaya, kitabın ismine yaraşır, şeffalıktan uzak, bulanık, buğulu ve bir o kadar da büyülü bir okuma sunuyor bize. Zaman ve olay örgüsü açısından postmodern roman özelliği yansıttığı görülüyor. Kitap sırası ile 'gerçek' ve 'roman' bölümlerinden oluşuyor. Roman kısmı Filistinli karısını öldürdüğü iddiasıyla karakoldan sonra akıl hastanesine yatırılan Yahudi Yasef'in anlatımı ile gelişirken; gerçek kısmı romanın yazarı olan Nihan Kaya'nın anlatımı ile gelişiyor. Rafel'in karısına duyduğu aşkın inceliğinin romana adeta bir nakış gibi işlendiği görülüyor. Bu aşkın yanında Yasef'in karısı Nur'un yüreğinde ülkesinin dertlerinden başka hiçbir şeye yer olmadığı görülüyor. Filistin'in içinde bulunduğu durum Nur'un ağzından oldukça etkili bir biçimde aktarılıyor. Gerçek - kurgu, geçmiş - şimdi gelgitleri arasında edebi açıdan oldukça doyurucu ve bir o kadar da akıcı bir kitap, 1 günden daha kısa bir sürede bitirdim. Yazarımız tüm bilgi birikimini kitabına incelikle aktarmış, kalemine ve yüreğine sağlık
BuğuNihan Kaya · İthaki Yayınları · 2019874 okunma
Bakırköy'deki insanlar minnet etmeyi pek bilmez, akıl etmezler. Yine de içlerinden birine bir fincan çay uzattığınızda, ellerinde olsa o an kalplerini size sunabileceklerini içinizde duyarsınız. Halbuki, yerinden sökebilecekleri bir kalpleri olduğunun bile, çoğu zaman farkında değillerdir. Kalpleri de bu yüzden hep ortada, ortalıktadır.