Aşk, sistem eleştirisi, sınıfsal ayrım, yazarlık serüveni hepsi kurguya o kadar güzel yedirilmiş ki kitap akıp gidiyor. Nietsche, Spencer gibi bazı filozofların görüşleriyle destekleniyor. Yazarımızın kendisiyle zıt olarak bireyci Martin'in uhrevi aşkından, aydınlanma ve burjuva sınıfının sığ düşünce dünyasının farkına varma fakat bu farkındalıktan sonra eski sınıfına da ait olamayarak toplumsal kopma, anlamsızlaşma süreci çok etkili bir şekilde aktarılıyor. Açlıktan ölürken kimsenin değer vermediği Martin'e üne kavuştuktan sonra gelen sayısız yemek davetlerine siz de Martin le beraber o kitaplar önceden yazıldı, ben açlıktan kıvranırken neredeydiniz diyerek ikiyüzlülüklerini çıkarcılıklarını yüzlerine çarpmak istiyorsunuz. Ne desem az gelecek, ısrarla okumanızı öneririm. Okuduktan sonra başka kitaplara eliniz gitmeyebilir.