Günlük yaşamın gerektirdiği bütün batıl inançlar, hainlikler ve iğrençlikler gerekliydi ve eninde sonunda her şey yoluna girecekti, tıpkı gübrenin toprağa dönüşmesi gibi.
Kasaba halkı hiçbir yüce amaca hizmet etmiyordu fakat yine de uzun ve anlamsız bir hayat sürüyordu. Şiddet, ahlaksızlık ve iki yüzlülük yüzünden birbirlerinden kopmalarından, hainlerin karnı yokken dürüst insanların başkalarının eline muhtaç olmalarından, okullara, yerel gazeteye, bir tiyatroya, mitinglere ihtiyaçları olduğundan, entellektüel unsurların uyumlu çalışmasından, toplumun başarısızlıkları görmesi gerektiğinden bahsediyordu.