Hicret, zulümle, küfürle mücadele etmek için zulüm ve küfür ülkesini terk etmektir.
Buradan çıkarak, kafamıza yerleşmiş bulunan her türlü küfür ölçüsünü terk etmeyi, kafamızı İslam'ın düsturlarıyla arındırmayı simgesel anlamda bir hicret diye görebileceğimizi düşünüyoruz.
Bu yüzden, Müslümanların amacını, içinde bulundukları toplumun bazı kurumlarını değiştirmek, İslam'ın sadece bazı hükümlerini uygulamaya sokmak kabilinden bir "yeniden düzenleme" faaliyetine indirgemek mümkün değildir. İslam ancak bütün rükünleriyle yaşanıldığında anlamlı bir dizge ortaya çıkar.