İbni Kayyım'ın Kudvetus Sabrin adlı kitabında şöyle bir kural var: "Birazcık Sünnet bilen, helali, haramı, hayrı, şerri bilen Mislüman'ın, insanların içine karışıp insanlığa dini ve bilmedikleri şeyleri öğretmesi herhangi bir namazdan, Kur'an okumaktan, herhangi bir tesbihten çok daha değerlidir. Eğer Müslümanların, zengininin sadakasını ihtiyacı varsa, o sadakayla Müslümanlar iş göreceklerse, bir zenginin en önemli ibadeti namaz değil Allah yolunda sadaka vermesidir.Namazı zaten kılması gerekiyor.
Bireyselleşmiş, evine vakfına kapanmış, 20 kişilik arkadaş grubuna kapanmış Müslüman, vasıfsız Müslüman'dır.O, ümmeti düşünen Müslüman değildir.
Evinde oturma hastalığı, Müslüman'a yakışmayan bir hastalıktır.Müslüman, evinde oturmaz. Bu, güneş doğunca illa işe gideceksin anlamına gelmez. Bir yerde sel varsa yerimizde oturamayız, Filistin'de sorun varsa yerimizde oturamayız. Hepimizin, becerebileceği işleri yapması gerekiyor.
İbi Sad'ın Tabakat'ında bizlere aktardığına göre Talha b. Ubeydullah(r.a) diyor ki: "Bir erkek için en düşük ayıp, evinde oturmasıdır."