O öylesine büyük ve kutsal bir şeydir ki Enrico, günün birinde seni vatan uğruna çarpıştıktan sonra sağ dönmüş olarak görüp de, canım kanım olan senin ölümden kaçtığın için sağ kaldığını öğrenecek olursam; baban olan ben, okuldan döndüğünde seni sevinçle karşılayan ben, seni acı bir hıçkırıkla karşılar ve bir daha hiçbir zaman sevemem, kalbime saplanmış o bıçakla ölürüm ben.
Bizim elimizden gelebilecek tek mucize yaşamaya devam etmektir, dedi karısı, hayatın kırılganlığını her gün korumaktır, sanki hayatın kendisi körmüş gibi, ne yöne gideceğini bilemeyen hayatmış gibi, belki de doğrudur bu, ne yöne gideceğini gerçekten bilemiyordur, bize aklımızı verdikten sonra kendini bizim ellerimize teslim etmiştir, oysa baksanıza onu ne hâle getirdik biz.