Biz tekmîl elimizdekini müdâfaa ve temsîle, siyâset-i Osmâniyye'yi ta'kîbe hasr-ı efkâr eyleriz. Muvâffak olduğumuz kadarı bize kalır. Kalmayanı gider, hükm-i kader veyâ ilcâ-yı kanûn-ı tabiât deriz, gâib itmekliğimiz muhakkak olan şeylerden başka hiçbir şey gâib itmeyiz, fakat kazanabilirsek ancak bu yolda, bu meslekde kazanırız.
Fil-hakika hükûmet, cem'iyyet i'tibâriyle zevâlzededir, fakat bu seyyienin taksîri esâsen kavimden ziyâde iklîmin.. fıtratın değil, zemîn ve zamânındır. Bu engeller, bu belâlar olmasaydı, Şark'a bu sûretle gömülmeseydi Türk bu izmihlâl-i ictimâiyyeye uğramazdı, maamâfih meşiyyet-i hükm-i ezelî değişdiremeyiz, olan oldı.. Şimdi öbür mahâsine istinâden bu nevâkısı gidermeye çalışmalıyız.. Cihâna göstermeliyiz, ki böyle bir asr-ı teâlîde taassub-ı salîbin kurbânı olarak sönmeğe mahkûm idilemeyiz.. Mâzîmize mezâyâ-yı fıtriyyemize, mesâîmize istinâden varlığımızı, istiklâlimizi muhâfaza itmek, bu mihr-i şa'şaadârın taht-ı füyûzâtında akvâm-ı sâire gibi tekemmül-i mukadderimizi ta'kîb eylemek isteriz.. Öyle bir devirdeyiz ki âlemde şöyle böyle bir hükm-i muâ'deletin cereyânına kaniiz.. O hâlde koskoca bir kavmin imhâsına hangi adâletdir ki kail olur?.