“İslâm kuvvetli bir değirmendir ki ecnâs ve edyân-ı muhtelife müntesibînini öğüdüb, dinen, cinsen bir, aynı hukuka mâlik, yekdiğerinden hiç farksız, Müslimânlar çıkarır...”
Lâkin asl mühim mes'ele cins ve dîne mensûb olub şimdiye kadar mâbeynlerinde nizâ' ve cidâlden hiç hâlî kalmayan anâsırın şimdiden sonra, terkîb ve mezcî mümkin olub olmamakdadır.
Bu adem-i takarrür ile beraber, her cemʼiyyet kendi menâfiʼini istihsâl ümidiyle bi'l-fiil tahavvül-i dâimî hâlindedir. Yani sâlifüʼz-zikr mesʼele-i ictimâiyye, amelî olarak her zaman her mahalde hâl olunmakdadır. Bu tahavvül-i dâimî esnâsında menfaat diye fiʼle getirilen şey hayâtdır. Hayât ise kuvvetle dâim oldığından, hayâtın varlığı kuvvetin vücûdunu îcâb ider.
Irk üzerine müstenid bir Türk milliyyet-i siyâsiyyesi husûle getirme fikri pek yenidir. Gerek şimdiye kadar Osmânlı Devleti'nde, gerekse gelüb geçen diğer Türk devletlerinin hiç birisinde bu fikrin mevcûdolduğunu zannitmiyorum..