İnsan hayatta olduğu için ev yapar, ama ölümlü olduğunu bildiği için kitap yazar. Sürü halinde yaşadığı için topluluk içinde oturur, ama yalnız olduğunu bildiği için okur.
Sayın sayfalarınızı… Okunmuş sayfa sayısına hayret etmekle başlarız, sonra okunacak az bir şey kalmasından korktuğumuz an gelir. Sadece 50 sayfa! Göreceksiniz… Bu hüzün kadar tatlı bir şey yok: Savaş ve Barış, iki büyük cilt… Ve okunacak sadece 50 sayfa kaldı.
Ah! Kimsenin kimseye söyleyecek bir şeyi olmadığından, okumanın konuşulacak konular arasına girdiği salon muhabbetleri. Bir iletişim stratejisine düşürülen roman! O kadar sessiz çığlık, o kadar sebepsiz diretme, şu sersemin şu densizi tavlaması için: “ Nasıl, Gecenin Sonuna Yolculuk’ u okumadınız mı?”
Bundan daha azı için bile insan öldürülüyor.