90'lar...
O zamanlar yollar bugünkü gibi değil, bomboş.
Arkadaşlarla şahinleri yarıştırıyor, kızlara hava atıyoruz. Hepimiz dibine kadar kıroyuz anlayacağınız...
Memo vardı en ayrıksımız. Saçlarına bi kutu jöle sürer, ağzından sigarasını ve küfrünü hiç eksik etmezdi...
Bu Memo, modifiye arabalara bayılırdı. Bir gün bizi "Christine" adını verdiği yeni şahiniyle tanıştırdı.
Normalde şahine benzese de biraz Amerikan arabalarını andırıyordu. Rengi de kıpkırmızıydı.
- Ooo arabayı dizmişin, yine nereyi hacamat ettin lan!
- Habibler'de eski bir oto hurdacısı var abi, oradan arakladım.
- Kraaalll.. Ee bi tur attır da, bakalım fiyakasına!
- Babana tur attıracağım itoğluiiitt!
- Ne küfrediyon lan! Altı üstü şahin, s..tir git!
- Dur abi, dur! Ben bi şey demedim.
- Ee, kim dedi o zaman?
- Ben dedim yavuşakk!
- Ananzzz! Araba konuşuyo lan!
O gün Memo ayrıldıktan sonra bu olayı enine boyuna konuştuk. Samsun paketleri dağ gibi olmuş, meseleyi hâla anlayamamıştık...
Gel zaman git zaman, bizim Memo uzun süre ortalarda görünmedi. Arıyoruz açmıyor, evine gidiyoruz gören yok. İyice işkillenip polise haber verdik. Meğer bu Memo, aracıyla birçok kazaya karışmış, 7 kişiyi öldürmüştü. Onun bunu kasıtlı yapmayacağını, delikanlı çocuk olduğunu biliyorduk. Biz de Memo'yu aramaya karar verdik. 6 ay İstanbul'un her yerini dolaştık. En sonunda kenar mahallelerden birinde kırmızı bir araç dikkatimizi çekti. Aman Allah'ım! Bu Christine'di! Loş sokakta ağır adımlarla ilerlerken birden aracın farları yandı ve gözlerimiz yoğun ışık altında istemsizce kısıldı. Ellerimizi yüzümüze siper etmiş, öylece kalakalmıştık...
- MEMO'YU ÖLDÜRDÜLER!
- Öldürdüler mi! Ne diyon olm sen!?!?
- Aynasızlar peşimde. Memo'nun intikamını almak için her gece birini öldürüyorum.
- O zaman biz de geliyoruz!
-