Ayşenur Turan

Ayşenur Turan
@aysenrtrn
27 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
Zirvenin o geçit vermez ayazı kelimelerimi dondurmak ister gibi sertçe eserken, gözlerimi onun o mermerden oyulmuş gibi duran profiline diktim: "Sen hiç aşık oldun mu Orven?" Orven, bakışlarını o ucu buçağı olmayan bulut denizinden ayırmadı; sanki göğsünde zamanın bile eskitemediği o en eski yangının küllerini taşıyordu. Sesi, dağın kalbinden kopup gelen kadim bir fısıltı gibi döküldü dudaklarından: "Ben, bir faniyle aynı gökyüzünün altında yan yana yürümedim; oysa benim aşkım, senin o kırıklarının altında ezilirken bile göğe doğru açtığın o yaralı kanatlarında, haksızlıklara karşı başını eğmeyen o mağrur öfkende ve bu zirvede bulutlara fırlattığın o kimsesiz çığlığında, yani senin o dirençli ruhunun var oluşunda her gün yeniden can bulmaktır."
Alıntı
Gözlerimde biriken o hırçın gülümsemeyle beraber, bulutların o dilsiz beyazlığına doğru haykırdım: "Bana deli diyorlar Orven! Dağa taşa, denize sen gibi bakıp boşlukla konuştuğumu iddia ediyorlar. Hah! Trajik değil mi sence de? Asıl deli olan onlar Orven; benim gördüğümü göremiyorlar, seni bilmiyorlar." Orven, o geçit vermez dağ zirvesindeki bir kaya kadar hareketsiz durdu; sesindeki o kadim ve sarsılmaz dinginlik, vadideki tüm o sığ gürültüleri susturacak bir ağırlıkla yayıldı boşluğa: "Sadece gözleriyle bakanlar, dünyanın yalnızca kabuğunu görürler ve o kabuğun altındaki derinliği fark edemedikleri için oraya bakan herkesi mecnun sanırlar; oysa senin bu dilsiz dağda, bu esen rüzgarda bulduğun o hakikat, onların o kalabalık ve sağır dünyalarında asla işitemeyecekleri en kusursuz senfonidir."
Alıntı
Gözlerimden süzülen o sessiz sitem vadinin derinliklerine doğru akarken, içimdeki o kördüğümü tek bir nefeste bıraktım: "Herkesin kolaylıkla ulaştıklarına tırnaklarımla gelmeye çalışmak haksızlık değil mi, Orven?" Orven, bulutların dağ eteklerini sarışını izlemeye devam etti; sesindeki o sarsılmaz vakurluk, uçurumun kenarındaki bir taşın dinginliği gibi yayıldı aramıza: "Dünya, herkes için aynı topraktan yaratılmıştır ama herkesin payına düşen engebe aynı değildir; oysa tırnaklarınla kazıyarak tırmandığın o dik yamaçta bıraktığın her iz, başkalarının düz yolda yürürken asla hissedemeyeceği o gerçek var oluşun, kendi ellerinle yazdığın o mağrur hikayenin ta kendisidir."
Alıntı
Ufkun bulutlarla silindiği o sonsuz beyazlığın sınırında, sesim rüzgarın uğultusuna karışıp yarıda kesilecekmiş gibi titredi: "Hayatım, seçmek zorunda olduklarım arasında heba olmakla geçiyor, Orven." Orven, gözlerini o uçsuz bucaksız sis denizinden ayırmadan, sanki her bir seçeneğin ağırlığını kendi omuzlarında taşıyormuş gibi derin bir sükunetle fısıldadı: "İnsan, önüne serilen yolların hepsine birden yürüyemeyeceğini anladığı an sarsılır; oysa heba olduğunu sandığın o ömür, aslında feda ettiklerinin değil, her şeye rağmen yürümeyi seçtiğin o tek patikanın hikayesidir."
Alıntı
Yorgun musun Orven? Uzakta, bulutların dağ eteklerine bir tül gibi serildiği o sonsuz beyazlığa doğru çevirdi gözlerini. Burası; rüzgarın sadece kayalara fısıldadığı, gökyüzünün nefes alıp verişinin duyulduğu bir zirveydi. Rüzgar, vadiden yukarıya doğru sertçe esip saçlarımı yüzüme savururken, Orven başını hafifçe yana eğdi ve o hiç değişmeyen, derin sükunetiyle mırıldandı. "Yorgunluk," dedi, sesi bulutların arasından süzülen o serin, temiz hava kadar berrak ve durgundu. "İnsanların sandığı gibi sadece yürümekten ya da taş taşımaktan ibaret değildir. Asıl yorgunluk, o aşağıda bıraktığımız dünyada, herkesin bir amaç uğruna koştuğu o hengameyi izlemekten gelir. Ben bir dağ gibiyim; asırlardır buradayım, ne kışın ayazı eksilir başımdan ne de yazın kavurucu güneşi. Ama hiç kalkmadan burada durmak, dünyayı yukarıdan seyretmek de kendine has bir ağırlık taşır." Bakışlarını vadinin derinliklerine, o sislerin arasında kaybolan şehre doğru indirdi. "Ama benim yorgunluğum, o aşağıda ezildiğin kırıkların ağırlığı gibi bir son demler hissi değil. Benimki, senin içindeki o büyük fırtınaları, o hep aynı kıyafetlerle uyanmaktan bunaldığın döngüleri dindirmek için rüzgarı göğsümde yumuşatma yorgunluğudur. Burası gökyüzüne en yakın yer; burada nefes almak bile bir yükü geride bırakmaktır. Eğer sen de yorulduysan, sadece bu bulutların üzerine bırak kendini. Çünkü bazen, sadece durup göğün sessizliğini dinlemek, en büyük dinlenmedir."
Alıntı