Ayşenur Turan

Ayşenur Turan
@aysenrtrn
27 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
Yorgun musun Orven? Uzakta, bulutların dağ eteklerine bir tül gibi serildiği o sonsuz beyazlığa doğru çevirdi gözlerini. Burası; rüzgarın sadece kayalara fısıldadığı, gökyüzünün nefes alıp verişinin duyulduğu bir zirveydi. Rüzgar, vadiden yukarıya doğru sertçe esip saçlarımı yüzüme savururken, Orven başını hafifçe yana eğdi ve o hiç değişmeyen, derin sükunetiyle mırıldandı. "Yorgunluk," dedi, sesi bulutların arasından süzülen o serin, temiz hava kadar berrak ve durgundu. "İnsanların sandığı gibi sadece yürümekten ya da taş taşımaktan ibaret değildir. Asıl yorgunluk, o aşağıda bıraktığımız dünyada, herkesin bir amaç uğruna koştuğu o hengameyi izlemekten gelir. Ben bir dağ gibiyim; asırlardır buradayım, ne kışın ayazı eksilir başımdan ne de yazın kavurucu güneşi. Ama hiç kalkmadan burada durmak, dünyayı yukarıdan seyretmek de kendine has bir ağırlık taşır." Bakışlarını vadinin derinliklerine, o sislerin arasında kaybolan şehre doğru indirdi. "Ama benim yorgunluğum, o aşağıda ezildiğin kırıkların ağırlığı gibi bir son demler hissi değil. Benimki, senin içindeki o büyük fırtınaları, o hep aynı kıyafetlerle uyanmaktan bunaldığın döngüleri dindirmek için rüzgarı göğsümde yumuşatma yorgunluğudur. Burası gökyüzüne en yakın yer; burada nefes almak bile bir yükü geride bırakmaktır. Eğer sen de yorulduysan, sadece bu bulutların üzerine bırak kendini. Çünkü bazen, sadece durup göğün sessizliğini dinlemek, en büyük dinlenmedir."
Alıntı
X isimli okura yanıt verildi
Ayşenur Turan
Teşkkür ederim kendim yazmıştım
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir sahil kenarındayım; gökyüzünde martılar süzülüyor, kayalıklarda kediler ve balık tutan amcalar... Güneş batmaya yüz tutmuş, kızıllığı bir mühür gibi denizin üzerine düşüyor. Saçlarımda hafif bir esinti; ne soğuk ne sıcak, sadece akşamüstüne mahsus o yaz rüzgarı. Ne kadar zamandır bu kayalıklarda oturuyorum bilmiyorum ama üzerimde öyle bir yorgunluk var ki; sanki dört mevsim, on iki ay boyunca hiç kalkmadan sadece burada oturmuşum. Kediler gidiyor, yenileri geliyor, amcalar değişiyor ama o gaye hep baki: balık tutmak. Oltaları uzaklara savurup öylece bekliyorlar... Herkesin bir amacı var; şu an üzerimde gezinen karıncanın bile bir amacı var. Hayatımın en güzel baharındayım sanırım; hani dışarıdan bakınca öyle ama aslında tam da o 'dışı sizi içi beni yakar' dedikleri noktadayım. Bir aile geçiyor önümden; küçük kızları anne ve babasının önünde paten sürüyor. Aile tam olarak 'bu' mu demek, bilmiyorum; ama ne demek olmadığını sanırım çok iyi biliyorum. Üzerimde geç kalınmışlığın o ağır yükü var Orven. Biyolojik ve fiziksel gelişimi tamamlanmamış ve beynini birkaç yıl önceki o durakta bırakmış biriyim sanki. Zihnimi artık kullanamıyorum gibi bir his, keskin bir yetersizlik bu! Yaşama, eğlenceye, bazen aşka, hatta bazen kendime bile geç kalmışlık... Ne yerim, neyi severim, tarzım ne, ne tür müziklerden hoşlanırım ya da ne olmak istiyorum? Sahi, ne olmak istiyorum ben; insan olmanın ötesinde? Konuşmaya, hatta kendimi dinlemeye bile tahammülümün kalmadığı o evredeyim. Ya uzun bir müddet böyle devam ederim ya da tam şu an, bu hisle öylece ölürüm...
1000Kitap
Ayşenur Turan
Rüzgar, saçlarımı hoyratça dağıtırken bir fısıltı yayıldı kulağıma; denizin uğultusuyla hemhâl, bir o kadar da keskin. "Biliyorum," dedi Orven, bakışlarını o meçhul ufka, denize atılmış oltalar gibi uzaklara dalarak. Güneşle beraber yavaş yavaş kayalıklarda yok olurken sesinde bir kadim yorgunluk vardı: "Güneş," dedi; sesi, asırlardır bu kayalıkların bağrında demlenmiş kadim bir sızı gibi derinden geliyordu. "Bak, her akşam batıyor ama ertesi gün doğmaktan asla vazgeçmiyor. Çünkü bir kez boyun eğerse, karanlık artık bir tercih değil, kaçınılmaz bir kader olur. Kusursuzluk dediğin o pranga, seni uçmaktan meneden bir düşman değil; aslında sadece düşmenden korkan, seni korumaya çalışan mahcup bir sığınak. Mükemmeli ararken attığın her düğüm, seni bu kayalıklara bir anıt gibi mıhlamış olabilir. Ama bak şu karıncaya; o bile gideceği menzilden, yolun sonundan bir an olsun şüphe etmiyor. Geç kalmışlık hissi, zamanı bir yarış sananların uydurduğu o hüzünlü masallardan biridir Efsun. Bir aileye bakıp orada kendine ait olmayan ne varsa görmek, aslında kendi içindeki o geniş boşluğun sınırlarını el yordamıyla çizmek gibidir. Bedenin büyürken zihninin bir çocukluk vaktinde asılı kalması bir eksiklik değil; belki de o küçük kızın paten seslerinde saklı olan o saf neşeyi kaybetmemek için verilen sessiz bir savaştır. Konuşmaya dermanın kalmadıysa eğer, bırakalım kelimeler usulca çekilsin aradan. Ancak bu suskunluk bir vazgeçiş değil, o iplikten kanatların rüzgârla ilk cesur karşılaşması olsun. İnsan olmanın ötesinde ne mi olmalısın? Belki de sadece, dışarıdaki amansız kışa rağmen her akşamüstü esintisinde kendi içindeki o baharı duymayı seçen, mağrur bir ruh olmalısın. Yaşamak bir telaş değil, bu kayalıklardaki bekleyiş kadar vakur ve derin bir kabulleniştir."
hangi burçsun? (can sıkıntısı)
Anket
Ayşenur Turan
Yengeç 🦀