Eğilip çenesini tuttum ve yüzünü benimkine çevirdim.
‘Bana ne olduğunu anlatana kadar gitmiyorum.’
Dişleriyle alt dudağını sıkıştırdı ve bakışlarını kaçırdı.
“Sorun çıkarmanı istemiyorum.”‘Çıkarmayacağım.’ Belli olmaz.
“Hiçbir şey yapmayacağına söz ver.”
‘Söz veriyorum.’ Vermiyorum.
Güçlü bir dürtü yüzünden arkasına dönecek olursa yere eğilip ayakkabımı bağlardım, gerçi ayakkabılarım bağcıklı değildi, öyleyse ayakkabımdan taş çıkarmak için eğilirdim, ayakkabımda taş vardı, ben annemin ayakkabısındaki taştım.
Herkes en çok kendi acısına yakındır. Ancak benim acımın onunkiyle, onun gizli acısıyla çok derin bir bağı olduğundan şüpheleniyorum, her zaman böyle hissetmişimdir.