Acaba yok edilmesine karar verdikleri kişide, hayata dört elle sarılmış aklıyla, ölümü kabullenmeyen bir canın var olduğu fikri hiç akıllarına gelmiyor mu?
Yaşadığım bu terk edilmişlik ortamında, duyduğum bilinmeyen ve şiddetli duyguları kendime anlatmayı niçin denemeyeyim? Şüphesiz söyleyecek çok şey var ve hayatım, ne kadar kısa olursa olsun, yaşadığım bu saatten, yaşayacağım son dakikama kadar onu dolduracak endişeler, korkular ve ıstıraplarda kalemimi aşındıracak, mürekkep hokkasını bitirecek değerde bir şeyler bulunacaktır.
Artık dünyada yapacak hiçbir şeyi kalmamış biri olarak benim söyleyecek ne sözüm olabilirdi ki? Bu, harap olmuş ve bitmiş bir zihinde yazılacak değerde ne bulacaktım ki?