Oysa şimdi benimle ve dünya arasında sanki bir duvar vardı. Şimdi artık bana hiçbir şey eskisi gibi görünmüyordu. Bu aydınlık ve geniş pencereler, bu güzel güneş, bu berrak gökyüzü, bu hoş çiçek, hepsi de soluk bir beyaza; kefen rengine sarılmışlardı.
Bir zamanlar ben de herkes gibi insandım. Her günün, her saatin, her dakikanın bir anlamı, bir tadı vardı. Genç ve zengin ruhum hayallerle doluydu. Hayatın sert ve ince kumaşını, sonsuz karışık figürlerle işleyen ruhum bunları düzensizce ve sürekli olarak gözümün önüne bir şerit gibi sıralamaktan zevk alırdı.
...Hayal dünyamda daima neşe vardı. İstediğimi düşünebiliyordum, özgürdüm.