"Bu bir eve varma hissiydi; temiz ve dinlenmiş olma; güvenli ama özgür olma; asla bir yere kaçmayan bir sevgi; mayıs güneşi gibi ısıtan, ama fırın ya da kuştüyü yatak gibi yakmayan bir sevgi... insanı rahatsız etmeyen, canından bezdirmeyen bir sevgi."
"Kadınlar hakkında güzel şeyler söyleriz... Onlara işlevsel yetilerinden ötürü saygı duyarız, ama bu yetilerden yararlanırken bile saygısızlık ederiz; dikkatle koruyup kolladıkları erdemlerine saygı duyarız, ama davranışlarımızla bu erdeme ne kadar az önem verdiğimizi gösteririz; onları tamamen kendi kararımızla belirlediğimiz ücretler karşılığında hayat boyu bize bağlı kılıp, anneliğin gerektirdiği geçici görevler haricinde işleri güçleri her açıdan bizim ihtiyaçlarımıza koşturmak olacak şekilde en kolay hizmetkârlar haline getiren saptırılmış annelik faaliyetlerinden ötürü onlara saygı duyarız. Ah, onlara saygı duyarız, ama 'yerlerini bilirlerse'..."
"Bana kuş, böcek ya da diğer büyük hayvanların erkekleri arasında bir tane işbirliği göstersene, gösterebilir misin? Veya eril ülkelerimizden birinden, insanların birlikte buradaki kadar iyi çalıştığı bir yer göster! Ben sana diyeyim, kadınların doğasında işbirliği var, erkeklerin değil!”
"Bu beni "kadın albenisi" diye adlandırmaktan hoşlandığımız özelliklerin aslında hiç de kadınsı olmadığına, bilakis erkekliğin yansımasından ibaret olduğuna çarçabuk ikna etti; bunlar tam da kadınların bizi memnun etmek zorunda kaldıkları için geliştirdikleri özelliklerdi ve kendi büyük hedeflerini yerine getirmeleri noktasında asli bir yere kesinlikle sahip değildi."