Belki de gerçeklik sonsuz yaştadır. Belki de sonludur. Belki tek bir evren vardır. Belki de çoklu evrenler vardır. Boyutu ya da yaşı ne olursa olsun, herhangi bir gerçekliğin -herhangi bir uzunlukta ya da boyutta- nasıl var olabileceğini sorabiliriz. Benim iddiam, bir temel olmadan hiçbir şeyin var olamayacağıdır. Temel, sebepler zincirinden önce gelen bir şey değildir. Aksine temel, tüm zamanlar boyunca her şeyin nihai dayanağıdır.
Ahmet Ümit'in romanını ilk kez okuyan biri olarak, okuduğum diğer polisiye romanları kadar keyif alamasam da kitap bir şekilde beni sürükledi ve sonlara doğru hikayenin içine çekmeyi başardı. 400 sayfa boyunca kitabın verdiği hissiyatın veya atmosferin aynı olmasından mıdır bilmiyorum ama okurken yoruldum. Olaylar tam çözüldü tamam artık şu kişiymiş derken bir anda hiç aklıma gelmeyen bir karakterin suçlu çıkması şaşırtıcıydı ve keyiflendirdi. Her şey beklediğim gibi çıksaydı okumaktan pişman olabileceğimi düşünüyordum. Kitabın sonunda daha uzun bir bitiş bekliyordum sanki aniden kesilmiş gibi hissettirdi. Yine de Ahmet Ümit karakterleri öyle ısındırıyor ki insana, öyle kendindenmiş gibi hissediyorsun ki sonu beklediğim gibi bitmese de ben kendi zihnimde karakterleri hâla konuşturmaya devam ettim. Gerçekten çok önemli konulara değinilmiş içeriğe, konuya sahip bir kitap. Emeğinize sağlık.
"Üzerinde yaşayanların barbarlığına rağmen güzelliğini korumayı başaran böyle bir şehir yok yeryüzünde. Ama nereye kadar kendini koruyacak, ondan emin değilim."