İngilizlerin kutsal kitaplarında geçen Belzeebub diye isimlendirdikleri şeytanın İbranice adı 'Sineklerin Tanrısı' anlamına gelen Baalzbub'dır. Ve bu da bizi kitabın isminin nereden geldiği hakkında az çok fikir sahibi yapar.
Sineklerin Tanrısı'nın insanın nefsini, kibrini beslediği ve onu kötülüğe yönelttiğine inanılır. Kitapta Sineklerin Tanrısı olarak simgeleştirilen domuz başı figürü aslında gerçek gayeleri adada ateş yakmak olan çocukların nasıl domuz avlama tutkularına kapılıp bu amaçlarını unuttuklarını gösterir bize.
Hikayede saf iyiliği temsil eden Simon'un, Jack'in gözü dönmüş topluluğu tarafından katledilmesi manidar sahnelerden biridir. Adada var olmayan bir canavarın korkusuyla birbirine kenetlenmiş topluluk, canavar diye korktukları şeyin aslında insan cesedi olduğunu onlara söylemeye çalışan Simon'u ilkel ve canice etlerini ısırarak yok eder. Buna gerçekleri duymak istemeyen insanlar mi dersiniz, yoksa korkularından gözleri kör kulakları sağır olmuş aptal sürüsü mü, bilemem. Halbuki Simon canavarın var olmadığını, hatta insanın canavarını kendisinin yarattığını (gerçekten korku tamamen psikolojik bir durumdur, korkularımız biz istemediğimiz sürece varolmazlar.) çoktan hissetmişti bile. Ormanda Simon ve Sineklerin Tanrısı arasında geçen konuşmada bu durum vurgulanmak istenmiştir. Sineklerin Tanrısı yani kötülük fısıldayıcısı Simon'a "Sen biliyordun değil mi? Sizlerin bir parçası olduğumu biliyordun. Sizlere öyle yakın, öyle yakın, öyle yakınım ki! Her şeyin bozuk gitmesinin nedeniyim ben." derken ve devamında gerçekleri söylemesi halinde diğerleri tarafından yok edileceğini söylerken aslında olan ve olacakların sinyalini vermektedir. Ancak Simon, Sineklerin Tanrısı'nın hoşuna gitmeyecek olan şeyi yapmakta tereddüt yaşamaz ve canavarın var olmadığını