A Y S U N

A Y S U N
@aysunulus
Nefes alır gibi oku, nefes verir gibi yaz.
Köpek leşi gibi uyuyor şehir: Yok, değil, öyle değil. Köpek leşi, kokusu yönünden iğrenç, yoksa ölmüş bir köpekte kırılmış bir çocuk oyuncağının hüznünden başka, tatsız ne vardır? Koku cihetinden öyle bu şehir. Pis şehir bu. Alabildiğine pis şehir: Bit gezmemiş kane pe, sümük sürülmemiş, tükürülmemiş, balgam atılma mış hiçbir yeri yok. Yakamızdaki kir, fabrika duma nindan değil, pislikten, tozdan, mikroptan. Bu şehir laubaliliğin, kötülüğün, ikiyüzlülüğün kaynaştığı bir şehir. İyi insanları yok mu? Dolu. Ama nasıl çekilmişler, nasıl ürkmüşler, nasıl kapanmışlar bir yere? Neredeler? Bu şehirde düşünülemez. Düşünmek iyi değil, sıhhate muzurdur. Allah'ı bile düşünemezsin. Düşündün müydü karşına onun namına iğrenç mecmualar, ne fesleri yırtık para kokan şairler, ölü bekleyen imamlar çıkar. Avaidini' isterler.
Sayfa 117·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İçimize böyle, herkesin kendine göre bir Hamlet'i girdiği zaman, yalanlara pek yakınızdır. Şu dakikada iki çift güzel söze yalan da olsa, inanabiliriz. Demek bu hal insanın çok akıllı olduğu an değil. Aptallık, delilik anıdır da diyemiyorum. Bu an usturanın üzerinde dur ma anıdır. Bir nevi sırat köprüsü. Bu anları yaşayan her insan şifasını da kendi bu lur. Kimi bir duş yapar, kimi sokakları sersem sersem dolaşır. Kimi bir kerhaneye gider. Kimi meyhaneye koşar. O anı geçirmeye çalışır. En iyisi geçirmemektir. Daha doğrusu kendi kendine bulunmuş bir usulle işin içinden çıkıvermekle iş bitmez. Sonra bu kötü bir itiyat olur. Uyku ilaçlarına alışan uykusu kaçıklara döner in san. Bırakmalı, o an hükmünü, saltanatını sürsün, bir iki tel saçın ağarmasına, üç beş çizgiye mal olsun daha iyi. Çünkü, nasıl olsa gelip geçecektir. Geçmezse?.. Ne içki, ne afyon para eder. Geçerse... Birden çiçeklerin kokmaya başladığını, kirazların kızardığını, çileklerin insanlar için olduğu nu, mescitlerin fukaralara; tereyağlı, dilli sandviçlerle su al al, sarı yağlı buzlu gibi bifteklerin zenginlere ay rıldığını ne kadar düşünürseniz düşünün güzel bir hal çaresi beyninizden avuçlarınıza, parmaklarınıza değer gibi olur. Hiç olmazsa, fikirle mesut olmasanız bile, in sanoğlu kudretini damarlarınızda duyarsınız. Her çare insanların avuçları içinde, bileklerindedir artık. İşte tam bu sırada üç beş gün evvel okunmuş bir kitabın dan Balzac: "Düşüncelerinde hiçbir kımıldama yoksa düşünce liler kendilerini düşüncesizlerden daha ileri sanmasın lar" der. Böyle günlerin birindeydim. Beni yaşamaya çağı ran hiçbir şey yoktu. Ben bu dakikalarda içki içmem. Benim huyum da yürümektir. Burnumun dikine, her yerden dakikasında bikarak yürürüm. Hayvanlar, insanlar, bahçeler, issiz deniz kenarları bulurum. Ye
Sayfa 79·Kitabı okudu
Edebiyat
Ölüye ağlayamayan insanların huzursuzluğu içindeyim. Gülenlere kızıyorum. Halbuki ben yaşamayı severim, delicesine! Öyle şeyler bana viz gelir ki günler boyunca. Düşmanlıklar, iftiralar, yalanlar, ekmek pa rama göz dikenler, gidip sevgilime beni yerenler, hepsi ni hepsini sevdiğim günler, saatler vardır. Bütün kinim yirmi dört saat sonra eski zaman havuzları gibi sakin dir. Ama bugün yemişlere, çiçeklere bile düşmanım. Karanfil satan adam gülüyor. Ötede simitçi gülüyor, Benden başka hepsi mesut. Topunuzun Allah belasını versin!
Sayfa 78·Kitabı okudu
Içimde geçmiş bir sarhoşluk, bir uyku ihtiyacı var ama vaktinde bile uyuyamam. Ah bir uyusam! Yeniden hayat bulacağım. Hem yürüyorum, hem uyuyorum hemde durmadan uyandırılıyorum. Bir gestapo beni uyutup uyandırıp cevabını veremeyeceğim bir sual soruyor. Bu işkence dursun. Durmuyor. Insanoğlunun o tabii hali bir türlü geri gelmiyor. O tatlı deniz, o balonlar, o Yelken o güneşler içinde kumluk...
Sayfa 78·Kitabı okudu
Edebiyat
Artık kadınlar ihtiyarlamıyor, çirkinleşiyordu. Erkekler de öyle ya!
Sayfa 80·Kitabı okudu