"Ölmek istersen bir gün bile bir ömür gibidir. Bilime göre yaşam çok yaşlıdır. Biz koskoca evrende yalnızca küçücük ateş böcekleriyiz. Sönene kadar yanarız."
Kitabı 218. sayfada yarım bırakıyorum. Kitapları yarım bırakmak huyum değildir fakat erkek karekter beni kitaptan soğuttu. Bu denli kıskanç(!) ,kısıtlayıcı ve yersiz imalar yapıp sürekli sinirli dolanan bir karakteri "aşık olduğu için bunları yapıyor o böyle seviyor" bakış açısıyla okumak hoş değildi. Ayrıca gayet de öfke kontrolü olan biriydi ve fanatikliği aşırı uçlardaydı. Sırf birine kafa attı diye bu kadar ünlenmesi ve bu olayın espriye dönüşmesi gereksizdi. Kadın karakterin telefonuna ve sosyal medya hesaplarına karışma hakkını kendinde görmesi kitabı bırakmam için yeterliydi. Yine de aile kısımlarının işlenişini sevdim, samimi yazılmıştı.
"Düşmekle sorunun nedir, akıl hastası?"
"Ben düşmem." Saçlarımı bir kez daha savurarak omzumun arkasına ittim. "Beni düşüreni de uzun süre ayakta bırakmam."