Cevaplardan çok sorular bizi bize yaklaştıran. Çocuklarda cesaret ve inanca, yetişkinlerdeyse çocuk parçaya temas etmenin bir aracı. Bazen tek bir soru, bireyin dünyasında güçlü bir keşif sürecini başlatabilir: “Neden olmasın?”
Kobi Yamada’nın bu kitabı, tam da bu sorunun psikolojik karşılığını görünür kılıyor. Büyük motivasyon cümleleri kurmak yerine, görselleriyle ve içine çektiği dünya ile bireyin kendi potansiyeliyle temas etmesine alan açıyor. Aslında çoğu zaman bizi sınırlayan dış koşullar değil; olasılıklara yüklediğimiz tehdit algısı ve gerçekleşmemiş fakat içimizde büyüttüğümüz olumsuz ihtimallere dair içsel anlatımız.
Merakı tetikleyen bir çerçeve sunarak bilişsel odağı kısıtlayıcı içsel anlatıdan esnek ve umut barındıran bir anlam çerçevesine kaydırıyor. Bu yönüyle, sabit bir benlik algısından çok deneyime ve gelişime açık bir benlik anlayışını destekliyor.
Benim için bu kitap, içsel çocuğun -yani merak eden, deneyen, hata yapmaktan korkmayan parçanın- yeniden görünür olmasıyla ilgiliydi. O içimizdeki doğal çocuğu görme, duyma ve ona temas etme hali. Kitabın kapağıyla saklandığı yerden başını uzatıp merakla bakıyor o çocuk, ilerleyen sayfalarda görseller ve metinlerle birlikte kitabı okuyan yetişkin halinizin elinden tutuyor ve “Hadi!” diyor.
Keşif, burada romantize edilen bir kavram değil bana kalırsa; risk içeren ama büyümeyi ve dünyaya şahitliği mümkün kılan gerçekçi bir süreç olarak ele alınıyor.
Belki de yaşamın dönüm noktaları, dış dünyada dramatik değişimlerden çok, bireyin kendi iç anlatısını dönüştürdüğü o sessiz anlarda, kendisine sorduğu tek bir soruyla başlıyordur: “Neden olmasın?”