"Bazen," dedi Pamir, dilini kurumuş dudaklarının üzerinde gezdirmeden önce. Bir kolunu başının altına koyarak başını bana çevirdi. "Bir şeyleri bilmemek, bilmekten daha iyidir."
Hayat sizi olduğunuz andan sıyırıp konusu hakkında hiçbir fikrinizin olmadığı bir sınava soktuğunda, size nasıl çözeceğinizden bahsetmezdi. Test kitaplarındaki gibi, cevaplar arkada yazsaydı güzel olurdu fakat öyle bir dünya yoktu. Bir tane dünya vardı ve biz de içinde yaşıyorduk. Size nasıl yapacağınızı söylemezlerdi, sadece yap derlerdi ve olay bundan ibaretti. Bazen, eğer sonuna soru işareti getirilecek bir cümle kurarsanız, noktayla biten birkaç kelimeden korkardınız.
"Kırıldığın yerden incinirsin," diye mırıldandım arkasından ilerlerken. "Zayıf noktan o kısım olmuştur artık, belli etmemeye çalışırsın ama can kırıkları ruhuna batarken ses etmeden duramazsın."
Birkaç saniye sonra dolabına açılan kapının kolunu kavramışken, "Yine de kimse duymaz," diye devam ettirdi beni şaşırtarak.