Mehtap Akbudak

Bir kadın nasıl susturulur: Sesini geri alır / Clarissa Pinkola Estes
“Aynı şeyi söylüyoruz” derse biri; De ki “Aynı şeyi söylemiyoruz.” “Sorgulama, yalnızca inan” derse biri De ki; “Sorguluyorum dostum, düşündüklerime büyük inancım var” “Otoriteme meydan okuma!” derse biri, De ki; “Daha yüce bir otorite var, takip ettiğim.” “Senin fikirlerin baştan çıkarıcı” derse biri, Ona de ki; “ Hayır, baştan çıkarıcı değildir benim fikirlerim, büyüktür.” “Tehlikeli fikirlerin var” derse biri, De ki; “Evet, tehlikelidir fikirlerim, bunca korkunuz neden?” “Henüz bitmedi” dendiğinde De ki; “Bitecek.” “Bu çocukça” dendiğinde, De ki; “Küçük başlar tüm yaşam ve izin verilmelidir büyümesine.” “Bunu düşünmemiştik” dendiğinde, De ki, “Bu iyice düşünüldü.” “Aşırı tepki veriyorsun” dediklerinde, De ki, “Sen, az tepki veriyorsun.” “Duygusallık yapıyorsun” dediklerinde De ki; “Evet, iyi oturmuş duygulara sahibim, bu arada; seninkilere ne oldu? “Hiç anlam ifade etmiyorsun” dediklerinde, De ki “Anlam ifade etmiyorum, anlamın kendisiyim.”
Reklam
Eyvallah
Eğer bir kelime olsaydım Eyvallah olurdum… Uçsuz bucaksız olup içimde onlarca kelime ve duygu barındırırdım.Bazen bir kabulleniş, bazen bir boşveriş, bazende bir vazgeçiş olurdum.Sert görünümün altında bir o kadar duygusal bir ruha sahip olurdum.Çok dile gelmez, bitişleri sevmezdim...Hadi Eyvallah Halil Yusuf ÇALPAR
Bahar Temizliği
Kulpu kırık fincanları, ‘Zayıflayınca giyerim’ kotunu, Son 5 aydır giymediğiniz kıyafetleri, Arka balkona tıkıştırdığınız, bir gün yüzünü yenilerim pırıl pırıl olur dediğiniz o sandalyeyi, Dibi kararmış tencereyi, Taşındığınız hangi evden kaldığı, hangi kapıyı açtığı artık meçhul olan o anahtarları, Sırf genç ve güzel çıkmışsınız diye yanınızda o hiç sevmediğiniz tiple poz verdiğiniz fotoğrafı, Çekmecenin dibindeki müzik kasetlerini (kaset mi kaldı allah aşkına) ATIN Ohh bir ferahlayın bakalım. Tamam mı? Şimdi ihtimalleri atın. ‘Olacaktı, son anda olmadı’ları atın, olmamış işte. Takılıp kaldığınız o günü, Düşünüp durduğunuz o lafı. ATIN Küstüğünüz için uzun zamandır görmediklerinizin aklınızda kalan son görüntüsünü, Alındıklarınızın, gücendiklerinizin hiç umurunda olmayan o ‘olayı’ ATIN O hiç beceremediğiniz yemeğin tarifini, Kestiğiniz eski gazete küpürünü, İçinizi kemiren o ukteyi ATIN Zamanı gelince yiyeceğiniz soğuk intikam yemeğini de dökün. Soğuk yemeğin hiç tadı olmaz. Cevabı olmayan soruları
"İçimizde anlatılmamış bir hikayeyi taşımaktan daha büyük yük yoktur." Maya Angelou
Aşk sonesi
Tuzun gülü gibi ya da topaz gibi ya da ateşi çoğaltan karanfillerin oku gibi sevmem seni: karanlık bazı şeylerin, gizlice, gölgeyle ruh arasında, sevildiği gibi severim seni. Çiçeklerin ışığını içinde gizleyen çiçeklenmeyen bitki gibi severim seni, ve teşekkürler aşkına, kasvetle bedenimde yaşar topraktan yükselen kesif rayiha. Severim seni bilmeden nasıl, ne zaman, nereden, basitçe severim seni, sorunsuz ve gurursuz, başka türlü sevmeyi bilmediğim için böyle severim seni. Fakat ne sen varsın ne de ben, öyle yoğun ki sevdamız, bağrımdaki elin elimdir, öyle yoğun ki, uyuduğumda kapanan gözlerindir. Pablo Neruda Çeviren: İsmail Aksoy (Yüz Aşk Sonesi’nden, 1959)
Reklam