Buna ilk olarak 10 yıl sonra istediği başarıları elde etmiş bir Azize olarak
başlamak istemiyorum. Öncelikle benim için büyük çaplı attığım adım ama belki
de bunu okuyacak kişi için küçük çaplı atılmış bir adım veya başarı hikayesi bile
sayılmaz. Bende buna başarı hikayesi değil “Hikayemin Başlangıcı”diyorum. Bu
da üniversiteye gitmemdi. Yaşadığım ortam, doğup büyüdüğüm memleketim,
ailem, çevremdekiler vs. hep sanki özgürlüğümü bunca zamana kadar
kısıtlamışlar. Sanki ben diye birşey yokmuş gibi…
Sürekli birilerinin istek ve emirlerini yerine getiren, yeterki annem mutlu olsun,
kimse anneme birşey demesin diye diye ben kendi kişiliğimi bile ortaya
çıkaramamışım. Birşeyleri idrak ettiğim ve artık içinde bulunduğum koşuldan
kurtulmanın zamanı gelmişti. Bu da 2018 yılı üniversiteye ilk başlayacağım yılın
yaz ayıydı. Tercih dönemimde evde telefon olmadığı için üniverisiteleri ve
kendim için doğru olacak şeyi anlayabilmem için hiçbir şeyim yoktu.
Tercihlerimi de yüz yüze hiç sohpet edemediğim o an tek ulaşabildiğim rehber
hocama verdirdim. Yıllarca “Tıp” okumanın hayalini kurup aldığım puandan
ötürü gidemediğim bu yüzden nerdeyse ilk defa adını duyduğum bir bölümü
yazmıştı hocam. O kadar bilgisizdim ki bu konuda sonucunda beni nelerin
bekleyeceğini düşünmeden sadece yazıp kazanmak ve gitmek istedim. Ve öyle
de oldu aslında. Tercihler açıklanınca ben “Elektrik-elektronik mühendisliği”ni
kazanmıştım. Az çok herkesin tahmin edeceği gibi aileme danışmadan verilen
bir tercih listesi vardı ve onların gözünde bu bir erkek işiydi. Amcam dönüp
herkes içerisinde” Kadının bu meslek de ne işi varya, ne işi ve sen
gitmeyeceksin”, dedi. 17 yıllık hayatım boyunca ilk defa o an onlara karşı gelip “
Ben gitmek istiyorum, belki hiç başaramayacağım, belki dediğiniz gibi olacak,
belki bu