Peeta'nın benim harika biri olduğumu düşündüğü ve bunun sonsuza dek süreceğini sandığım zaman sona ermişti. En sonunda gerçek beni görmüştü. Vahşi. Güvenilmez. Çıkarcı. Ölümcül Katniss'i.
Gerçekten hatırlıyordu. Kimseye anlatmadığım bu anı Peeta'dan başkası bilemezdi. "Seni çok sevmiş olmalıyım," dedi.
"Sevdin." Sesimin çatladığını fark ettiğimde öksürüyormuş gibi görünmeye çalıştım.
"Peki sen de beni sevdin mi?"
Gözlerimi yere diktim. "Herkes sevdiğimi söylüyor. Herkes Snow'un sana bu yüzden işkence ettiğini söylüyor. Beni yıkmak için."
Peeta.
Hayattaydı. İyiydi. Belki o kadar iyi değildi ama hayattaydı, buradaydı. Snow'dan uzaktaydı. Güvendeydi. Buradaydı. Benimleydi. Birkaç dakika içinde ona dokunabilecektim. Gülümsediğini görecek, kahkahasını duyacaktım.
(...)
Sersemlemiştum; başım dönüyordu. Ona ne diyecektim? Ah, bu kimin umrundaydı ki? Ne yaparsam yapayım, ne söylersem söyleyeyim, Peeta çok mutlu olacaktı beni gördüğünde. Herhalde önce beni öperdi. Bu öpücüğün, arenanın kumsalındaki son öpüşmelerimiz gibi olup olmayacağını merak ettim. Şu ana dek bu öpüşmeleri hatırlamaya bile cesaret edememiştim.