Bugün ikisini birden kaybedebilirim.
Gale'le Peeta'nın seslerinin olmadığı bir dünyayı düşünmege çalıştım. Ellerinin kıpırtısız olduğunu. Gözlerini kırpmadıklarını. Cesetlerinin başında dikilip son bir kez onlara baktıktan sonra odadan çıktığımı düşündüm. Ama dünyaya geri dönmek için kapıyı açtığımda, arada korkunç bir boşluk olduğunu görüyordum. Geleceğim olan, soluk gri hiçliğe bakıyordum.
"Dayanabildiğim falan yok Katniss! Bunu yapamadığım gün gibi ortada değil mi? Her sabah kendimi kâbuslarımdan dışarı sürüklemem gerekiyor ve bunu yaptığımda biraz olsun rahatlamıyorum." (...) "Ama kendini buna teslim etmemen gerek. Bir kez dağıldığında, yeniden toparlanmak için on kat daha fazla zaman harcıyorsun."
"Seni yanlış değerlendirdiğimi anladım. Peeta'yı hakikaten sevdiğini. Bunun nasıl bir sevgi olduğunu bildiğimi söylemiyorum. Belki bunu sen bile bilmiyorsun. Ama aranızdaki ilişkiye biraz dikkat eden herkes, ona ne kadar önem verdiğinu anlayabilir," dedi nazik bir sesle.
Artık konuşmuyordum. Çünkü söylenecek bir şey kalmamıştı ve kalbimin olduğu yerde yakıcı bir acı duyuyordum. Belki kalp krizi geçiriyordum ama bu bile şu anda bahsetmeye değer bir şey gibi gelmiyordu.