"Hatırladın mı? dedi. "Beni burada öpmüştün."
(...)
"Bunu hatırlayacağını düşünmemiştim."
"Unutmam için ölmem gerekirdi. Ölsem bile belki unutmazdım. Belki de 'Darağacı' şarkısındaki yanıt arayan adam gibiyimdir ben de."
Olanları duymuş, havadan bakmış, küllerin arasında dolaşmıştım. Öyleyse şu anda neden bir kez daha kedere kapılmıştım? Buraya ilk geldiğimde, bütün dünyamı kaybettiğimi tam olarak algılayamayacak kadar kendimde değil miydim? Yoksa yıkımın ortasında yürürken Gale'in yüzünde beliren acı dolu ifade nedeniyle mi, bu zalimlik ilk kez tanık oluyormuşum gibi canımı yakmıştı.
Belki de herkes yalan söyleyerek beni korumaya çalışıyordu. Ama umurumda değildi. Kendi iyiliğim için insanların bana yalan söylemesinden usanmıştım. Çünkü aslında çoğu zaman kendi iyilikleri için söylüyorlardı bu yalanları.
"Başkent'in yaptığı bu işte! Onlarla savaşmak, onlara karşı koymak zorundayız!"
(...)
"Bize işkence edebilirsiniz. Bizi bombalayabilirsiniz. Mıntıkalarımızı yerle bir edebilirsiniz. Ama bunu görüyor musunuz?" (...) "Alevler büyüyor!" (...) "Biz yanarsak, siz de bizimle yanacaksınız!"
(...)
Kendimi zamanın içinde donakalmış gibi hissediyordum. Etrafımdaki alevlerin değil, kendi varlığımın, kendi öfkemin sıcaklığıyla sarmalanmıştım.