Kitabı beğenmekle,beğenmemek arasında çok gidip geldim çünkü zamane toplumumuzun geçmiş dönem insanlarinin sosyolojik yapisindan farksiz bir yasam surdugunu 21. yuzyilda bile toplumda ezenlerin ve ezilenlerin,devlet ve sefalet icinde olan halk(belli bir kisim haric) arasinda ki catismanin devam ettigini sevgili yazarimiz Sabahattin Ali’nin yüzüme yüzüme carpmasindan dolayi bu kitabi okudugumda begenmekle,begenmemek arasinda kaldim.Her neyse ozellikle dikkat ettigim hususlardan biri kitabin uslubudur.Yazarimiz acik ve duru bir dil kullanarak romanini okuyucularina aktarmis.Kitapta bazi anlamlandiramadigim yerler vardi bunlardan bir tanesi KOSKOCA kaymakamin bu kadar sefalet,yoksul,sozu fazla gecmeyen ve amacsiz bir sekilde yasamini surdurmesi bu karekteristik ozelliklerinden dolayi Yusuf’a neredeyse hicbir zaman destek cikamayisi vs. Kitabin sonunu acikcasi boyle beklemiyordum hatta sonunu okuduktan sonra bile bir yarim kalmislik hissine kapildim.Yusuf’la Muazzez’in cocuklarini,her seyi butun yasanmisliklari arkalarinda birakip mutlu bir yasam surduklerine sahit olmak isterdim veyahut hadi isler boyle gelismedi Muazzez kitabin sonunda ki gibi oldu Kubra… Kubra’nin donmesini beklerdim.Genel olarak catismalari begendim bir yandan huzunlendiren bir yandan sevindiren-cogu zaman huzunlendiren-bir romandi begendigimi soyleyebilirim.