Utanca boğularak yetiştirilen çocuk anasını, babasını suçlamaz. Kendinde bir eksiklik olduğuna inanır ve yetersizlik duygusu onun yaşamında temel duygulardan biri olur.
Nasıl ki toplumlar önemli kişileri kaybedince yas tutuyorlarsa , çocukların da bir süre hüzün duymaya ve yaşamlarından kaybettikleri şeylere veda etmeye hakları vardır.
Kendine göre bir nedenden dolayı ağlayan çocuğa, " Zırlayıp durma, kes sesini yoksa tokatı yersin" diyen ana -baba, yaşama küskün, karamsar, neşesiz bir kişiliğin temellerini atmaktadır.