Yazarın Araf serisinden sonra bir şans daha vermek isteyerek başladığım kitap olur kendileri. Keşke riske girmeseydim diyorum şu an. Kitapta neden şöyle bir anlatım var: "Yataktan kalktım. Banyoya gittim. Saçımı yıkadım. Saç kurutma makinesini elime aldım. Fişe taktım. Saçımı kuruttum. Dalgalı bir hale getirdim." dim, dim de dim dim... Ya da şöyle "Nikolay restauranta girdi. Peşinden gittim. Garson hemen hemen yanımızda bitti. Benim sandalyemi çekmeye çalıştı. Nikolay onu durdurdu kendisi çekti. Oturmamı bekledi. Oturdum. Ben oturdum o da geçip karşıma oturdu. Garson geldi. Siparişlerimizi aldı. Nikolay bana baktı." dım dım da dım dım... Editörler ne iş yapıyor? Ya da kim son okumayı yapıyor? Kimse neden işini yapmıyor? Kimse neden şu anlatıma bir el atalım bir tuhaf olmuş, tövbe estağfurullah demiyor. Üstelik bu kız Arap kökenli bir kız olacakken neden gayet Avrupayi ya da Amerikalı gibi davranıyor? Kökenlerine girmenin ne anlamı vardı o zaman? Tatildeyken kaçırılan herhangi bir vatandaş olsaydı kendisi? Üstelik tamam kaçırıldıktan sonra yaşadığı şey elbette hoş değil ancak madem böyle bir olay yaşadı biraz psikolojisini okusaydık daha mı iyi olurdu sanki? Sürümcemelerine az da olsa yer verilseydi?
Bir de bu kız neden böyle kendi içinde çelişkili... Önce diyor ki; yemek yemeliyim, kaçmak için güç toplamalıyım. Bir sonraki öğünü koyuyorlar önüne, bu kez ne olursa olsun bu adamların yemeklerini yemeyeceğim diye kendi kendine atarlanıyor. Sonra kız Nikolay'ın kıyafetlerini giyiyor giyebileceği bir şey olmadığı için o an. Bu adamın kıyafetlerini giyimekten nefret ettim ancak başka ansım yoktu diyor. Sonra gidip kıza kıyafet alıyorlar, bu kezde diyor ki bana aldığı kıyafetleri giyip, beni adamlarına sergilemesine izin vermeyeceğim. Hayır yani anladığımız kadarıyla alınan