b. d dinc

b. d dinc
@b2684
53 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
3/10
·248 syf.··
2024 83. kitabı
Kitap kapağına bayıldım, kendisiyle ilgili genelde güzel yorumlar da olunca büyük bir hevesle başlayıp, uzun zamandır aradığım kitap bu olabilir, beni sayfalara bağımlı yapar dedim ancak maalesef... O kadar saçmaydı ki nedense okuduğum herşey mantıksız geldi. İblis dünyası, okuduğumuz, biliğimiz tarihe onlarında eklenmiş olması ve yüz yıllardır dünyada onlarla yaşıyor olduğumuz bir evren de değildi mantıksız gelen... Karakterler tutarsız, hareketleri saçma ve çoğu yerde çocukça geldi bana. Yani bilemiyorum belki kitaplar 270 sayfa kadar değilde biraz daha uzun olsa ve konular pat pat işlenmese bana biraz daha iyi olabilirmiş gibi geldi. Ne hislerine, ne öfkelerine, ne intikam arzularına, ne de iki ana karakter arasında tam olarak neler olduğuna odaklanabildim ben. Sevemedim bir türlü. Her kitabın bir can alıcı noktada bitmiş olması bile bir sonraki kitaba geçmek için heyecanlandırmadı beni. İki kitap elimde var diye başladım ancak üçüncüyü okumam diye düşünüyorum. Çok uğraştım kısacık sayfaları biritmek için, belki bir yerde bağlanırım kitaba diye. Son kitap içinse hiç hevesli değilim, merak falan etmiyorum. Banane deyip geçiyorum. Wattpad de bile (sayılı bile olsa) çok daha güzel fantastikler varken neden dünya para verilip böyle saçma kitaplar çevriliyor onu da anlamıyorum. Çok gömdüm kitabı ancak fena halde sinirliyim hikayeye... Okuyup, beğenenlere sevgiler
Alevlerin LorduC.N. Crawford · Olimpos Yayınları · 2023488 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
3/10
·400 syf.··
2024 70. kitabı
Yazarın Araf serisinden sonra bir şans daha vermek isteyerek başladığım kitap olur kendileri. Keşke riske girmeseydim diyorum şu an. Kitapta neden şöyle bir anlatım var: "Yataktan kalktım. Banyoya gittim. Saçımı yıkadım. Saç kurutma makinesini elime aldım. Fişe taktım. Saçımı kuruttum. Dalgalı bir hale getirdim." dim, dim de dim dim... Ya da şöyle "Nikolay restauranta girdi. Peşinden gittim. Garson hemen hemen yanımızda bitti. Benim sandalyemi çekmeye çalıştı. Nikolay onu durdurdu kendisi çekti. Oturmamı bekledi. Oturdum. Ben oturdum o da geçip karşıma oturdu. Garson geldi. Siparişlerimizi aldı. Nikolay bana baktı." dım dım da dım dım... Editörler ne iş yapıyor? Ya da kim son okumayı yapıyor? Kimse neden işini yapmıyor? Kimse neden şu anlatıma bir el atalım bir tuhaf olmuş, tövbe estağfurullah demiyor. Üstelik bu kız Arap kökenli bir kız olacakken neden gayet Avrupayi ya da Amerikalı gibi davranıyor? Kökenlerine girmenin ne anlamı vardı o zaman? Tatildeyken kaçırılan herhangi bir vatandaş olsaydı kendisi? Üstelik tamam kaçırıldıktan sonra yaşadığı şey elbette hoş değil ancak madem böyle bir olay yaşadı biraz psikolojisini okusaydık daha mı iyi olurdu sanki? Sürümcemelerine az da olsa yer verilseydi? Bir de bu kız neden böyle kendi içinde çelişkili... Önce diyor ki; yemek yemeliyim, kaçmak için güç toplamalıyım. Bir sonraki öğünü koyuyorlar önüne, bu kez ne olursa olsun bu adamların yemeklerini yemeyeceğim diye kendi kendine atarlanıyor. Sonra kız Nikolay'ın kıyafetlerini giyiyor giyebileceği bir şey olmadığı için o an. Bu adamın kıyafetlerini giyimekten nefret ettim ancak başka ansım yoktu diyor. Sonra gidip kıza kıyafet alıyorlar, bu kezde diyor ki bana aldığı kıyafetleri giyip, beni adamlarına sergilemesine izin vermeyeceğim. Hayır yani anladığımız kadarıyla alınan
Soğuk - Kar TanesiAşkın Nur Karataş · Parola Yayınları · 2021183 okunma
8/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2024 88. kitabı
ilk kitaba göre iyiydi bence... Bu içinde rahatsız edici unsurlar yok demek değil tabi ama sanırım benim kırmızı çizgim yine ezik büzük kadınlar. İlk kitapta Rika delirtmişti beni. Kızı resmen yerden yere vuruyorlardı, sonra Rika hazırlan partiye gidiyoruz... Ve bizimki ördek yavrusu gibi peşlerinde atlılarmıdır neyse onların. Deli olmuştum hiç birine "Ya sen kimsin be! Bi s..r git!" diyememesine. Ancak burada bir Banks var ki ilk kitaptan kalan tüm o sinirimi yatıştırmakla kalmadı ayrıca Rika'ya bile benim için çok güzel ayar verip durdu. Kitap Demon'un intikamını almasını beklemekle geçti ve nihayet o anlar geldiğinde, "Bu mudur be?" dedim durdum ama yine de yazarın kalemi bence iyiydi ki kitaptan kopmadım, okurken sıkılmadım. Gabriel'e verip veriştirdim (kendisi Banks'ın babası olur), arada Banks'e abisine bağlılığı yüzünden çok kızamadım tabi bazı şeyler biraz rahatsız edici olabildi zaman zaman gerdi beni. Kitapla ilgili en büyük eleştiri Kai'nin, Demon gölgesinde kaldığıydı ama bende öyle bir etki bırakmadı. Kai okumayı sevdim üstüne üstlük Demon'ın hikayesini de delicesine merak etmeme sebep oldu tabi. Kitapta mantıksızlık yok muydu peki elbette vardı. Buradan sonrası biraz spoiler olabilir.... Siz bu adamın, yani Demon'ın intikam almak için beklediğini biliyorsunuz. O kadar imkanınız var madem üstelik değil ülkeyi şehri bile terk etmediğini düşünüyorsunuz eeee tutun bir kaç adam? Arasınlar Demeon'ı? Üstelik saklanabileceği yerlerde, belli ki nerelerde gezindiği de ortada (yani sizin etrafınızda cirit atıyor adam?) Bir de iletişimsizlikleri öldürdü beni... Kai, neredeyse tüm hikaye boyunca Banks'i Demon'a aşık, saplantılı bişi sandı durdu da yıllardır Demon ve Banks'in kardeş olduğunu bilen Michael ağzını açıp "Yok o iş öyle değil." demedi ya delirdim. Neymiş
SığınakPenelope Douglas · Dex Plus · 2023331 okunma
7/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2024 65. kitabı
Okudum, beğendim hatta yedi puanı da yapıştırdım ama nedeniyle ilgili hiç bir fikrim yok... Akıcı ve gizem doluydu, sürekli ne olcak acabalarla okutuyor kendini hikaye. Hafiften az biraz bir gerilim var, gizem var, araya enteresan bir aşk da eklemiş yazar. Tasvirler güzel derken kitap bitiyor... Ben çoğu seri kitapta bile böyle son görmemekle kalmayıp, olayların bu kadar havada kalarak bir türlü aydınlatılmadığı çok az hikaye okudum. Tamam katil kim bulduk, öğrendik ama? İşte o "ama" çok önemli bence... Öncelikle dediğim gibi kitap cidden güzel, kesinlikle kötü değil ama diyorum ki acaba yazar böyle bir gizem de ekleyeyim, bir de şöyle bir gariplik ekleyeyim derken en sonunda bu gizem ve sırları yazmayı unutmuş olabilir mi? Yorumun bundan sonrası kesinlikle spoiler olur okumayanlar için... Şimdi kızımız Corvinia değişik, hiç kimsenin daha önce adını duymadığı bir üniversiteden kabul mektubu alıyor (?) ve hiç düşünmeden yeni bir sayfa diye gidiyor. Hadi tamam bu kurgu netice de elbette gidecek ki olaylar gelişecek. Üniversite de sadece belli kişileri alıyor ayrıca. Ben başta bu yüzden ve kızımız da biraz garip olduğundan bu üniversiyeyi özel güçleri olan gençler için bir yer olarak düşündüm ancak alakası bile yok. Hepi topu iki bin falan öğrencisi vardı sanırım ve tek değişik bizim kız. Tuhaf sesler duyuyor, gölgeler görüyor ayrıca çocukluğundan beri duyduğu bir ses var ki ona da isim takmış "Mo" demiş. Neyse... Bu Mo sayesinde olmayacak şeyleri önceden biliyor, yüz yıldır her beş yılda bir devam eden ve kimsenin cesetleri bulamadığı ve ne hikmetse üniversitenin hemen dibindeki göle de bakmayı akıl edemedikleri gölde olduklarını falan da seziyor kızımız. Birileri intihar edecekse Mo sayesinde daha olmadan öğreniyor falan ama kızımız ben biraz psişiğim herhalde
GothikanaRuNyx · Martı Yayınları · 20221,871 okunma
7/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2024 46. kitabı
Kitap kötü müydü hayır kesinlikle değildi. Ancak bir şeyler hep eksikti benim için. Sonuna kadar hiç sıkılmadan okudum ama dümdüz okudum gibi hissettim. Ben hikayeleleri, hikayenin kahramanlarından okumayı seviyorum. Böylece duygu ve düşüncelerini bir şekilde daha iyi hissediyor, bağ kuruyorum. Tanrısal bakış açısı çok benim tarzım değil sanırım bundan bir kez daha emin oldum. Herkes ayılıp bayılsa da ve kitapları yarım bırakmayı hiç sevmesem de, artık dayanamıyorum deyip bıraktığım kitaplar da bu bakış açısına örnek sanırım. Bu hikayede de böyle bir anlatım vardı. Jo gereksiz kaprislerle ve saçmalıklarla kafanızı yormayacak güçlü bir kadın olarak kurgulanmış, Giovanni yani kontumuz da öyle. Öyle çok bir heyecan ya da gerilim yoktu. Sonları da gayet tahmin edilebilirdi ki zaten yazarın böyle bir gizem yaratma, tarzı ve anlatım biçimini seven okurların kalbini kırma gibi bir beklentisi olduğunu sanmıyorum. Yani tahmin edilebilirdi bence. Yazar bir dram yaratmaya çalışmamış. Galiba spoiler vermeden söyleyebileceğim bu kadar. Biraz yavaş akıyor, olaylar yavaş gerçekleşiyordu ama yine de çok sıkılmadan devam edebiliyorsunuz. Ben 7 puan vardim ancak puanımı da biraz yüksek tutmak istedim. Çünkü güzel kurgulanmış. Normalde satır aralarında; bizi yazanın aslında olaya tamamen yabancı, kurgu ve mantık hatalarıyla dolu bir türk yazar olduğunu kanıtlayan bir şeyler bulunur. Burada bir çeiviri kitap okuyor gibiydim. Hatta yazar sahte, yabancı bir isimle yazsa ben yerdim. Çok satan çeviri bir kitap okuyor gibiydim.
KontAşkın Nur Karataş · Lapis Yayıncılık · 2022500 okunma