Bu yıl da yüzüm kitaplardan yana gülmeyecek gibi ama şuna eminim ki bu yıl sonunda okuduğum en kötü kitap kesinlikle bu olacak.
Keşke romanına bir şato, uyduruktan karanlık kasvetli hava, içinde ne olduğu bilinmeyen karanlık orman, simsiyah bir göl ve gizemli karakterler koyan herkes kendisini gotik roman yazarı zannetmese. Bir de utanmadan gotik, dark romance olarak pazarlamaya cüret etmese. Cümlelerimi yumuşatmak için çabalıyorum ama elimden ancak bu kadarı geliyor. Bıraksanız saatlerce ağır bir şekilde verip veriştiririm öyle bir kitap. Nasıl okuyup bayılacağımıza inanıyorlar aklım almıyor gerçekten.
Yazarın anlatımından başlayayım yoruma. Bu cümleden bile belli bence kitabın ne kadar kötü olduğu. Yazar kendince birkaç gotik romanlar okumuş, dizi, filmleri izlemiş ve demiş ki "Evet ben artık gotik roman yazacak kadar piştim.". Sonra da oturmuş ve bu kitabı yazmış. Aaa ama bu sırada demiş ki "günümüzde en popüler, kesin satış yapacak ve benim de fantezilerimi içeren ne var?" ve aklına hemen erotizm gelmiş. Ama ne yazık ki kendisini o kadar bu fantezilerine kaptırmış ki hedefi şaşmış kendisini erotik smut kitabı yazmaya adamış. Fakat bu konuda da asla yetenekli değilmiş.
Kadın karakterini hayatı boyunca annesi büyütmüş, eve kapatmış kimseyle görüştürmemiş. Kız annesinden başka biriyle diyalog kurmayı geçtim, görmemiş bile. (Wow ufuktaki fanteziye bak bazılarının ağzının suyunu akıtır.) Sonra pat diye bir okul bunu kendileriyle okuması için çağırıyor. Orada da gizemli, dehşet bir öğretmen sanırsın ilah. Herkes ondan uzak durmasını söylüyor ama kız tabi karşı cins görmemiş ki adamla diyalog kurmadan aşık oluyor. Adam desen yaşça olgunluk seviyesine ulaşmış denilecek kadar büyük ama o da kızda ne varsa hemen iştahı kabarıyor. Sonuçta el de değmemiş, bir de biri