Herkese merhaba
Serinin 2. Kitabınıda bittirdik. Daha iyisi olabilirdi bence ama yine bu da yeterli geldi bana…
Kitabımız kaldığı yerden devam ediyor. Detaylara giremeyeceğim. Okumanız gerekiyor. Üsten kapalı anlatacağım. Sevip ve sevmediğim yönleri vardı.
Tristan , ah bee aşırı aşırı sevdim. Kitapta toplasan 10 tane anca konuşması vardı ama o bile yetti valla. Aşırı kendini kapatmış bir karakter, yaşadıklarından dolayı bu kadar sağlam durması bile mucizedir. Duygularını asla belli etmıyor. Tam bir ölüm makinesi kendisi resmen. Ve bu hoşuma gitti, çünkü mafya kitaplarında başrol adam, duygusuz olması lazım… öyle her öldürdüğü adamın hesabını vermemesi lazım, pişmanlık filan olmaması… şimdi insan olmazsın o zaman diyebilirsiniz ama bu tarz kitapları bunu bilerek okunması gerektiğini düşünüyorum. Vicdan, acıma gibi duyguların mafya gibi kitaplarda cok olmamalı… tabiki sevdiklerine öyle olmayacak. Ve bu karakter tam olarak dışarıya ölüm, sevdiğine karşı yaşam veriyordu. En sevdiğim çiftler arasına girdiler zaten.
Morana’ya gelirsek valla sevdim. Birinci kitaba göre baya akıllanmış, güçlenmiş , ne istediğini bilen olmuş. Aşkına sahip çıkması, Trıstana olan güveni, onun o içindeki yaralı çocuğu ortaya çıkarması ve sevgisi ile onu normal biri gibi yapma calışması, en güzeli aşkı ile sarmalası aşırı aşırı güzeldi.
Hikayede her şey vardı. İntikam,aksiyon, aşk, entrika ne ararsanız, hepsine çok iyi yazılmıştı. Ama kitabın başındaki gereksiz detay vermesi aşırı gereksiz olmuş, başlarda baya sıkıldım. Banane evin kaç tane pencere olmasından….
Şimdi gelelim sevmediğim yerlere;
İlk önce yazarın kimin ağzından bir türlü karar verememesi. Aşırı sinir bozucu bir durum bu bence, okumanızı engelliyor resmen. Bi morana ağzından okuyoruz diğer cümle 3. Şahis ağzından okuruz. Yazarım