Giriş Yap
Sesinin geldiği yöne bakıyorum, ıssız bir deniz Yalıyar oluyorum bir yanım ayaz, Farzet ki çocuğum ağlayıp pusmuş Çantada keklik diyor Azrail benim için Soyadım kırık duruş...
Reklam
Biz anamızın yanında daha çok kalmak isteriz ama devlet babamız bırakır mı ? - Kalırsanız devlet baba bir şey mi der ? - Demez. Yalnız devlet babanın seferi eksik olmaz ; bir de bakarsın birden bire buyurun savaşa deyiverir. Sipahilerini sayar. Aralarında iki deliyi,yani Murad'la Evren'i,bir de akıllıyı,yani Çakır'ı göremeyince uğurlar ola arslanlarım diyip tımarlarımızı alır,başkasına verir... Satı Kadın da işi şakaya vurdu : - Fena mı ? Siz de zannettim kurtulur,bu obaya yerleşip gününüzü gün edersiniz. - Ana ! Tımardan olmak bir şey değil. Obada ömür sürmek de hoş. Şu var ki,adama savaştan kaçtın derler. Bunca kere Azrail'le aşık attıktan sonra adımızı ödleğe çıkarsa bizi ilk önce sen sopa ile kovarsın da yeryüzündeki biricik anamızdan da oluruz. . Satı Kadın,Çakır'a söz yetiştiremeyince : - Allah iyiliğini versin,dedi. Ben görmeyeli iyice laf ebesi olmuşsun. Seni Sipahi değil,bu bilgiçlikle Bursa Kadısı yapsalar gerekti.
Evren'in bahçesinde şarap içiyorlardı. Gizli İstanbul yolculuğundan beri on yıl geçmişti. Artık Evren de tımarlı sipahi idi. Rumeli'de Macar'la, Ulah'la, Anadolu'da Karamanoğlu ile yapılan savaşlarda kan akıtmış,can yıpranmıştı. Nice can pazarlarında Azrail'le karşı karşıya geldikten sonra fırsat çıkınca, Çakır'ın tabirince felekten gün çalmak hakları idi. Kafalar iyice dumanlanmıştı. Çakır,bu gece konuşmak ihtiyacını duyuyordu. - Bu şarap testide durduğu gibi durmuyor,diye söze başladı. Şu ömür dediğin şey savaştan kaçan Rum atlısı gibi ne çabuk yol alıyor ! Siz ikiniz de elime doğmuş çocuklardınız. Bir karışlık eşiği aşamayıp da yuvarlandığınız günlerde sipahi olacağınız aklıma gelir miydi ? Yaşım kırk dokuzu buldu da bunca yıllık işler daha dünmüş gibi gözümün önünden geçiyor.
"Ya Azrail, var ve o deli kavatın gözüne görün, benzini sarart, canını hırıldat al"
Reklam
Allah Teâlâ, Adem aleyhisselâmı yaratmayı murad ettiği zaman, Azrail aleyhisselâma, yeryüzünde kullarının yaşayacağı yerlerden bir avuç dolusu toprak alıp getirmesini emretti. O da bütün yeryüzünü dolaşarak iyi ve kötü cins topraklardan bir avuç alıp getirdi. Çünkü bu topraklarda bitecek ekinleri, zamanı gelince yine o biçecekti.
Kitabü’s-Sünne, Mehmet Yaşar KandemirSayfa 235 - Tirmizi, Tefsir 2/1, nr. 2955; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, IV, 400, 406, nr. 19811. 19876.
Reklam
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42