Esin Elif profil resmi
462 okur puanı
23 Mar 2017 tarihinde katıldı.
  • %8 (30/384)
  • 385 syf.
    ·55 günde·Beğendi·10/10
    Yazardan okuduğum ikinci kitap Eliza ve Canavarları. Yazarın kalemini ve kitaplarını sevdiğimi Eliza sayesinde bir kez daha anladım.

    Eliza ve Canavarları sizi şaşırtmayı vaat etmiyor. Bunu daha konuyu okuduğunuz anda fark edebilirsiniz zaten. Kitapta neler olacağı belli, okuyanlar şaşırmayı beklemezlerse oldukça keyif alarak okuyabilirler.

    Eliza bana bu zamana kadar okuduğum kadın karakterler arasında neredeyse en yakın olandı. Biraz da bu nedenle kitabı baş ucu kitabım ilan ettim. "Yaşamayan bilemez" derler ya Eliza'yı anlamak için ya onun yaşadıklarını yaşamak ya da iyi empati kurabilen bir insan olmak lazım.

    Ben wattpadde kendimce hikayeler yazıyorum. Hayran kurgu kategorisinde olduğu için çevremdeki ve yazdığımı duyan insanlar küçümser ifadeyle bakıyorlar ve sözleriyle de bunu çok belli ediyorlar. Doğal olarak ben de artık "şunu ben yazıyorum" demiyorum. Yıllar içerisinde gelen iyi kötü tüm yorumlar, bencil istekler, yazarı bir köle gibi görmek, neredeyse karakterin yaşadıklarının hepsine şahit oldum. Eliza da böyle bir ortamın içinde ve kendisini gizli tutmasını anlıyorum. Yarattığı evrenin kirletilmesini istemiyor. Orası kendisine özel kalsın istiyor. Haklı da. Çünkü bir yazara ulaşmayı başaran bazı okurlar bir anda kendilerini yazarı kontrol edebilecek güçte hissediyorlar.

    Eliza'yı o kadar sevdim ki diğer olumsuz olayları da affederken buldum kendimi. Çünkü dediğim gibi yaşamayan ya da kendisini Eliza'nın yerine koyamayan hiç kimse benim istediğim tepkileri veremeyecekti. Wallace'ın tepkisine ilk başta sinirlensem de sonra bana atılan "Sen bu hikayeni kitap olarak bastıramıyorsan kendi adımla ben bastırsam olur mu,", "şu oyuncuya uyarlasam olur mu,", "ingilizceye çevirsem olur mu belki sonra bastırırım bile," tarzı okur mesajlarını ve yıllar önce yarım bıraktığım ve şimdi kalemim, düşüncelerim değiştiği için yazamadığım hikayeleri bana zorla yazdırmaya çalışan okurları hatırladım ve dedim ki "Evet böyle insanlar var,". Kitaptaki tüm karakterler o yüzden bence gerçeğe yakınlardı. Wallace, Eliza'nın nedenlerini daha o dile getirmeden anlasa ya da kendisini bencilce öne almamış olsa bu kadar gerçek bir karakter olmazdı. Klasik bir romantik erkek olurdu. Yani kusuruma bakmayın da genelde çoğu insan çevresinde gelişen olaylarda önce kendisini düşünüyor, kendi hayatına olan etkisini düşünüyor. Karşı tarafı düşünen çok az. Bu konuda fazla dolu olduğum için anlatmaya devam etmeyeceğim. Kitabın devamına geçiyorum.

    Kitabın içerisindeki forum profil sayfaları, mesajlaşmalar, Eliza'nın çizgi romanındaki çizimler, yazarın aslında Eliza'nın sevdiği roman serisinin yazarı olması ve bu seriyi gerçekten yazması inanılmaz güzel detaylardı. Akıcı bir kitaptı. Sıkıldığım yer olmadı. Okumaya kıyamadığım için ara verdiğim zamanlar bile oldu yoksa bir günde bitecekti.

    Eliza'nın özgüveni yok gibi görünse de olayların üstesinden neredeyse tek başına gelebilmesine çok sevindim. Bana çok şey öğretti. Özellikle de sanal dünya hakkında. Ayrıca Wallace'ın hayran kurgu yazarken kendisini bulması da beni çok etkiledi. Sporcu olmayı seçebilirdi, görünüş itibarıyla bile bunu başarabilirdi ama o kendisini mutlu edecek bir başka yön seçti. Eliza ve Wallace'ın kendi içlerinde taşıdıkları zor yükleri vardı.

    Eliza'nın ailesi ara ara kafamı çorbaya çevirseler de şöyle bakınca bazı ebeveynlerin böyle olduğunu bildiğim için gözüme batmadılar. Kardeşlerini daha çok görmek isterdim onları çok sevdim. İnternetteki arkadaşları çok güzeldi. Wallace'ın arkadaşları da fena değildi.

    Yazar, olay olduktan sonrasını daha yüzeysel geçti gibi hissettim. Daha fazla detay isterdim, belki birkaç yerin farklı olmasını isterdim, Eliza'nın bazı konuları aşmasını -özellikle bana katacakları- için daha sindirerek okumak isterdim. Belki bana da ilham verir destek olur diye. Fakat yazara karışma şansımız yok, ki olsa da yine ona kafasında planladıklarını aynen yazmasını hiçbir şeyi değiştirmemesini isterdim.

    Yazarın kendini Eliza'ya çoğu yerde kattığını düşünüyorum. Sonuçta o bir yazar. Ben bile kendime dair bir şeyler görebildiysem o da mutlaka bazı yerlerde kendisinden yola çıkmıştır. Bu da Eliza'yı gerçeğe yakın yapan bir diğer neden muhtemelen.

    "Mutlaka okuyun," demeyeceğim çünkü ben kitaba çok kişisel yaklaştım. Hatta sırf kişisel algıladığım için yüzlerce post-it yapıştırdım. Ama kafa dağıtmak için, çerezlik sayılan, sizi RS döneminden çıkaracak, şaşırtacak değil dinlendirecek bir kitap arıyorsanız Eliza ve Canavarları kitabını listenizde öne alabilirsiniz.

    Genel Bakış
    Tür: Genç Yetişkin
    Seri/Tek: Tek.
    Aşk üçgeni: Yok.
    Cinsellik: Yok.
    Favori karakterim: Eliza.
    Bu yazarın diğer kitaplarını okuyacak mıyım? Okuyacağım.
    Bu kitabı/seriyi gelecekte tekrar okuyacak mıyım? Evet.
    Bu kitabı/seriyi öneriyor muyum? Evet.
  • 368 syf.
    ·20 günde·Beğendi·9/10
    Historical (böyle söylemek daha etkileyici) türdeki kitaplara karışık başlamayı gelenek haline getirdim sanırım. Bu kitap da serinin ikinci kitabıymış ama kurguya girmekte herhangi bir sorun yaşamadım. Daniel'ın, yani bu kitaptaki erkek karakter, kız kardeşinin hayatının da bir kitap olabilecek potansiyele sahip olduğunu düşünerek araştırdığımda onun hikayesinin serinin ilk kitabında olduğunu öğrendim. Yani bence karışık okunabilecek bir seri. Gerçi bence tüm historical seriler karışık okunabilir. Tabii ikincide birincinin karakterlerine rastlamak sizin için sorun değilse.

    Anne, çok güzel bir karakterdi. Hem fiziki hem de kişilik özellikleri bakımından. Kendi ayakları üzerinde duran, erkeklere bel bağlamayan, zeki ve espirili bir karakterdi.

    Daniel, böyle bir erkeğin o dönemlerde yaşadığından şüpheli olsam da bir umut böyle erkeklerin hayatta olduğuna da inanıyorum. Kadını el üstünde tutan inanılmaz hoş bir erkekti. Akıllı ve komikti. Ayrıca yakışıklıydı. Yerli yersiz saçma triplere girmiyordu. Diğer bazı tarihi romantik kurgulardaki adamlardan ziyade huysuz biri değildi, Anne'i ittirip kaktırmıyordu.

    Bu kitaba gönül rahatlığıyla RS dönemlerinde bana ilaç gibi geldi diyebilirim. Anne ile aralarında geçen diyaloglara da yer yer kahkaha bile attım. İkilinin uyumu çok güzeldi. Yazarın neden bu türde bu kadar sevildiğini de anladım. Muhtemelen yazarın tüm kitaplarını da okuyacağım.

    Tek puan kırdığım nokta bekaretin sürekli masumiyet olarak bahsedilmesiydi. Bu kitaplarda bekaret önemli bir şey gibi gösteriliyor evet ama bekaret kelimesini kullanmak yerine sürekli masumiyet kelimesinin kullanılması bana yazarın değil, çevirmenin bir hatası gibi göründü. Yazar böyle güzel bir kitap yazmışken bir yandan da böyle kötü bir hataya düşmez diye düşünüyorum.

    Bir de Daniel'ın ailesine biraz daha fazla değinilmesini isterdim. Özellikle annesini çok az yerde ve yüzeysel gördük. Halbuki Anne için endişelenmesi onun ne kadar da sınıf farkı gözetmeyen bir kadın olduğunu gösteriyordu. Onu bu nedenle bile daha çok görmek isterdim.

    Benim Beni Öptüğün Gece hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Tarihi romantik kitaplar seviyorsanız ve aynı türdeki diğer birkaç kitabın aksine daha sempatik bir adamın olduğu bir kitap okumak istiyorsanız Beni Öptüğün Gece kesinlikle tavsiye edeceğim bir roman olur.


    Kurgu: 2/2
    Olay akışı: 2/2
    Dil: 2/2
    Karakterler: 2/2
    Çeviri (yazım yanlışı, noktalama vs.): 1/2
    Genel puanım: 9/10


    Genel Bakış
    Tür: Tarihi Romantik
    Seri/Tek: Seri. İkinci kitap
    Aşk üçgeni: Yok.
    Cinsellik: Orta derecede var.
    Favori karakterim: Daniel
    Bu yazarın diğer kitaplarını okuyacak mıyım? Okuyacağım.
    Bu kitabı/seriyi gelecekte tekrar okuyacak mıyım? Evet.
    Bu kitabı/seriyi öneriyor muyum? Evet.
  • 360 syf.
    ·6 günde·7/10
    Birinci kitap olduğu için henüz asıl kurguya girmeyeceğimizi düşünmüştüm. Tahmin ettiğim gibiydi ama değildi de. Bay Norrell ağırlıklı bir kitaptı. Karakterleri tanımamız için yazılmış ama bir o kadar da Bay Norrell'in amacına giden yolda yaptıklarını anlatıp okuyucuyu olaylara dahil etmeyi başarmış bir kitaptı. Giriş kitabı için oldukça tatmin edici buldum.

    İlk başladığımda uyum sağlamamın zor olacağını düşünmüştüm. Fakat ön yargım daha ilk otuz sayfa içerisinde kırıldı. Kendimi sayfaları hızla çevirirken buldum. Dipnotlar gözümü korkutmuştu ama onları da hiç sıkılmadan okudum.

    Yazar, çok farklı ve sağlam bir dünya oluşturmuş. Hiçbir şey nedensiz değil. Okuyucunun önünde olaylar ve kişiler canlı bir şekilde belirmesi amaçlanmış. Karakterlerin kişilik özellikleri bile öyle muazzam anlatılmış ki asla çizgilerinden çıkmadılar ve bana gerçek birer insan izlenimi verdiler. Hatta bazen "Gerçekten kurgu mu?" diye düşündüğüm bir kitap oldu. Yazarın kalemine bu sebeplerle de hayran kaldım.

    Ayrıca İngilizler ve Fransızların arasındaki çekişmeye de dönem itibarıyla yer verilmiş. Olaylar biraz eğlenceli bir dille anlatıldığı için gülerek okuduğum birkaç yer oldu. Kitabın atmosferi de çok etkileyiciydi. Betimlemelerin bu kadar güçlü yazılmasına da bayıldım. Kuzgun Kral'dan bahsedilirken Edgar Allan Poe etkisi aldım. Gotik atmosfer de bu etkiyi biraz daha güçlendirdi. Gönderme mi yoksa bir tesadüf müydü bilmiyorum ama her nedenle olursa olsun bunu da çok beğendiğimi dile getirmem lazımdı.

    BBC, bu kitabı mini dizi yapmış. Fakat ikisinin kıyaslanmaması gerektiğini düşünüyorum. Üç ciltlik, geniş bir dünyanın yedi bölüme sığdırılmasını olanaklı bulmuyorum. Zaten filmi/dizisi kendisinden iyi olan bir kitap hatırlamıyorum.

    Kitabı büyüler, 18. Yüzyıl İngiliz atmosferi, periler, fantastik bir dünya okumayı sevenlere tavsiye ederim. İlk kitap Bay Norrell'i anlatıyordu. Sakın benim gibi birinci sayfadaki yazıyı unutup "Jonathan Strange nerede ya?" diye düşünüp üzülmeyin. Onu dipnotlardan okumak beni bir ara üzdü ama Bay Norrell de açığı kapatıyor. Hatta hiç açık oluşmuyor. Sadece ben biraz aceleci davranmışım. Diğer kitapları da mutlaka okuyacağım.

    Genel Bakış
    Tür: Fantastik
    Seri/Tek: Seri. Birinci kitap
    Bu yazarın diğer kitaplarını okuyacak mıyım? Okuyacağım.
    Bu kitabı/seriyi öneriyor muyum? Evet.
  • 360 syf.
    ·6 günde·İnceledi·7/10
  • Strange'in özyaşam öyküsünü yazan John Segundus, birkaç kez Strange'in zeki kadınların dostluğunu erkeklerinkine tercih ettiğini belirtmiştir.
    Susanna Clarke
    Sayfa 221 - Doktor Strange hâlâ yok. Adamı dipnotlardan okuyoruz
462 okur puanı
23 Mar 2017 tarihinde katıldı.
2020
25/80
32%
25 kitap
8.779 sayfa
7 inceleme
302 alıntı
4 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 3425. sırada.

Şu anda okudukları 4 kitap

  • Wasted Words
  • Hard Work
  • Değersiz Bir Hayat
  • Büyülü Fırtına

Okuduğu kitaplar 253 kitap

  • Jonathan Strange ve Bay Norrell 1
  • Beni Öptüğün Gece
  • Yan Benimle
  • Cazibenin Efendisi
  • Tatlı İntikam
  • Yanılmak Güzeldir
  • Hamlet
  • Her Gün
  • Özgürlüğün Elli Tonu
  • Grinin Elli Tonu

Okuyacağı kitaplar 212 kitap

  • Sana Giden Yol
  • Wayward Son
  • Pumpkinheads
  • Göçebe
  • Tehlikeli Yalanlar
  • Hep Seni İstedim
  • Aklımda Hep Sen
  • Sen Ben ve 36 Soru
  • Ben Ölmeden Önce
  • İlişkiler

Kütüphanesindekiler 163 kitap

  • Jonathan Strange ve Bay Norrell 1
  • Binbir Gece Masalları 2
  • Binbir Gece Masalları 1
  • Meyra
  • Solgun Karanfil
  • Küçük Prens
  • Doctor Who: Shada
  • Doctor Who - 11 Doktor 11 Öykü
  • Metro 2035
  • Metro 2034

Beğendiği kitaplar 99 kitap

  • Beni Öptüğün Gece
  • Yabancı
  • Eliza and Her Monsters
  • Yanılmak Güzeldir
  • On Küçük Nefes
  • Marriage for One
  • Almost Midnight
  • Kül ve Kan
  • Gölge ve Kan
  • Dirty Letters

Beğendiği yazarlar 41 kitap

  • Sylvia Plath
  • Charlotte Brontë
  • Emily Brontë
  • Jane Austen
  • Penelope Ward
  • Vi Keeland
  • Stephenie Meyer
  • Cassandra Clare
  • Becca Fitzpatrick
  • Diana Gabaldon