Yazardan okuduğum altıncı kitaptan herkese merhaba. Yazarla aramda sevgi-nefret ilişkisi olduğunu artık itiraf etmemin zamanı geldi. Ne zaman reading slump dönemine girsem bu yazar aklıma geliyor çünkü her ne kadar incelemenin devamında bahsetmeyi planladığım nedenlerden ötürü romanlarını sevmesem de insanları kitap okumaya tekrar teşvik ettiğini de kabul etmem gerekiyor. Gerçekten de kendisi bir popcorn thriller yazarı. Yeterince gerilim dolu değil, hatta bu kitabında hiç değil ama akıcı, basit hikayeleri sayesinde kitaplarını bir iki günde okumayı başarıyor. Evet hiçbir kitap okuyamadığınız bir dönemde olsanız bile.
Öğretmen romanında yazarımızın yine klasik bir çifti var.
Adam, yani Nate, her zamanki gibi çok yakışıklı, kendisine güvenen ama bir o kadar da mütevazi, her kadını etkilemeyi başaran ve "bu kadına nasıl baktı?" dedirtecek türden çekici. Bu tasvirleri kitapta yine yazarın diğer okuduğum 5 kitabındaki gibi döndür döndür okuyoruz. Sadece benim yaptığım gibi cümle değişiyor, hatta bazen değişmiyor bile ama vardığı sonuç hep aynı. Nate çok yakışıklı ve eşi Eve onu asla hak etmiyor.
Kadın yine dış görünüş olarak sönük ve çirkin olduğunu düşünen, kendisine güvenmeyen, takıntılı, eşinin kendisine nasıl baktığını sorgulayan bir karakter. Eve, yazarın yine önceki okuduğum kitaplarındaki gibi kendisini yeren kadınlardan biri yani. Yazarın karakterlere ekstra eklediği tek özellik meslekleri. İkisi de aynı lisede öğretmen. Eve matematik, Nate edebiyat öğretmeni. Çiftimizin yine yazarın diğer çiftlerindeki gibi sallantılı bir ilişkisi var.
Addie, çiftimizin ders verdiği sınıflardan birinde lise öğrencisi. Daha öncesinde okuldaki bir öğretmenle söylentileri çıktığı için öğretmen kovuluyor, Addie de okula gitmek istemediği halde annesi yüzünden okula devam ediyor.