“Olayın içindeyken, kendini hak etmediği bir dramın başoyuncusu gibi görüyordu insan. Oysa hayatın sahnesinde kazanan ya da kaybeden yoktu. Eşit dağıtılmıştı roller”
Kelimelerle düşündüğümüze göre, bir mütefekkir, o kelimelere sihrini veren edebiyatla devamlı temas halinde bulunmalıdır ki, fikrini ölü mefhum cesetleri halinden ve ihtirasla doldurarak ayaklandırsın.