Giderken babamın peşine vardım Gitme babam gitme diye yalvardım Ben bir gonca idim soldum sarardım Güle bakın belki gelen babamdır Güle bakın belki gelen babamdır Güle bakın belki gelen babamdır Yavrum dünyada olmasın gurbetin adı Garip kuşun yorgun olur kanadı Aylar günler geçti babam gelmedi Yıla bakın belki gelen babamdır Yıla bakın belki gelen babamdır Yıla bakın belki gelen babamdır Aşık Ruhani'yim kim bana benzer Bu dünyadan ümit keser el üzer Ya haber gönderir ya mektup yazar Pula bakın belki gelen babamdır Pula bakın belki gelen babamdır Pula bakın belki gelen babamdır Aşık Ruhani
Müzik

KerZeY35

@kerzey35
·
Baba özlemi
Uzak yerden görünüyor karartı Hele bakın belki gelen babamdır Aylar günler geçti hasretim zatı Yola bakın belki gelen babamdır open.spotify.com/track/2hC262WNW...
Müzik
Baba özlemi
Uzak yerden görünüyor karartı Hele bakın belki gelen babamdır Aylar günler geçti hasretim zatı Yola bakın belki gelen babamdır open.spotify.com/track/2hC262WNW...
Müzik
Reklam
Gül Baba Türbesi
Macaristan Budapeşte’de yer alan Gül Baba türbesi, ismi Cafer olan Bektaşi dervişi Gül Baba’ya aittir. Kanuni Sultan Süleyman’ın daveti üzerine Budin seferine davet edilmiş ve orada şehit düşmüştür. Bir rivayete göre Sultan Süleyman, Gül Baba’nın tabutunu bizzat kendi taşımıştır.
Alıntı
Efendinin araçları efendinin evini asla yıkamaz!
Özgürleşmek, ezilenin konumundan çıkıp masadaki gücü elinde tutan o "baba" figürüne dönüşmek midir? Yoksa masayı tamamen devirmek mi? Efendinin araçları efendinin evini asla yerle bir etmeyeceği için. Bu araçlar, bize ‘efendi’yi kendi oyununda geçici olarak yenme olanağı verebilir, ancak bizim gerçek bir değişim yaratmamızı asla sağlayamaz. Ve bu hakikat, geçimlerinin tek kaynağı olarak hâlâ efendilerinin evini görenleri, yalnızca onları tehdit eder. Audre LordeAudre Lorde
Feminizm
Bir bebek doğdu mu, bir baba doğar. Babalık, bitmeyen bir acemilik. Bir hayat kurtarmak için bir ömür çalışırsın.
Kitap Alıntısı
Evlilik, gerçek bir yol arkadaşlığı ilişkisine dönüşemediğinde; insanların kendi olmasını engelleyen, benliklerini kısıtlayan, kendilerini sahte bir güven duygusu içinde avuttukları, günün sonunda herkesin yalnız hissettiği bir tür çocuk büyütme projesine dönüşür. Birey olmak, yaşamın en temel görevi ve anlamıdır. Ancak pek çok evlilik, ne yazık ki bu temel görevi engelleyen bir yapıya dönüşür. Çiftler, gerçek benliklerini ifade etmek yerine, toplumsal kalıpların empoze ettiği maskelerini takar ve birbirleriyle toplumsal roller üzerinden ilişki kurarlar. "İyi eş", "iyi anne", "iyi baba" rollerinin arkasına gizlenen birey, zamanla kendi özüyle, yani benliğiyle temasını kaybeder. Benliğiyle teması kaybeden kişi, kendini besleyecek beklentilerini bilinç dışına iter ve eşiyle sahte bir uyum yaratır. Bu sahte uyumun yarattığı güven duygusu, aslında derin bir illüzyondur. Çiftler, birbirlerini gerçekten tanımadıkları, ruhsal derinliklerine temas edemedikleri için yüzeysel bir aidiyet hissine tutunurlar. Böylesi bir evlilik, zamanla bir tür fonksiyonel ortaklığa dönüşür. Çocuk yetiştirmek, maddi ihtiyaçları karşılamak, toplumsal statüyü korumak gibi dışsal hedefler, ilişkinin merkezine yerleşir. Kişi, kendi içsel bütünlüğünü aramak yerine, dışsal rollerde kaybolur ve özüyle bağlantısını kaybeder. Günün sonunda ise her iki taraf da derin bir yalnızlık hisseder. Çünkü görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamışlardır. Yanlarında bir partner var gibi görünse de gerçekte ruhsal düzeyde kimse yoktur. İşte bu noktada evlilik, iki insanın ortak görevler ve roller etrafında döndüğü ancak hiçbir zaman yakınlık yaşayamadığı, ruhun hapishanesi haline dönüşür. - Tunç T.
Alıntı
Reklam
Reklam