Birisini on bir ve ötekini yedi seneden beri hemen de görmediğim annemle babam, ayrı evlerde yaşayan hazin ve hasta birer ihtiyar oldular. Hangisi ilk önce ölürse bunu öteki gazetede, gazete okuyorsa ve gazete bunu yazacaksa, okuyacak. Ben de kendimi onlardan çok kere daha ihtiyar ve daha hazin hissediyorum. O kadar ki, şakaklarıma beyaz hâlâ nedense gelmemiş olduğu halde, bunları aynada adeta bembeyaz gördüğüm zamanlar oluyor.
Nuriye Çeleğen’in kaleme aldığı Babam Hz. Muhammed, İslam tarihinin en özel bağlarından birini, Hz. Muhammed ile en küçük kızı Hz. Fâtıma’nın ilişkisini merkezine alan, biyografi ile edebi anlatımı harmanlayan çok dokunaklı bir eserdir. Yazar, klasik siyer kitaplarının dışına çıkarak İslam'ın doğuşundan Peygamber'in vefatına kadar uzanan tarihi süreci, Hz. Fâtıma’nın gözünden ve onun iç sesiyle okuyucuya aktarır.
Kitabın kalbini, dönemin kız çocuklarını yük gören cahiliye zihniyetine inat, Hz. Muhammed’in kızı odaya girdiğinde ayağa kalkıp onu alnından öpmesiyle örülen ideal baba-kız modeli oluşturur. Çeleğen; Hz. Fâtıma'nın daha küçük bir çocukken Kabe'de eziyet gören babasına kol kanat gererek kazandığı "Ümmü Ebîha" (Babasının Anası) unvanının duygusal derinliğini başarıyla işler. Hz. Fâtıma ile Hz. Ali’nin evliliği, un öğütmekten nasır tutan eller, evdeki yokluklar ve tüm bu zorluklara karşı Peygamber evinde öğretilen sabır, şükür ve mütevazı yaşam kültürü eserde çok duru bir dille anlatılır.
Nuriye Çeleğen'in zarif, şiirsel ve adeta bir modern zaman mersiyesini andıran üslubu, kuru tarihi bilgileri et ve kemiğe büründürür. Roman, toplumlara yön veren güçlü bir lideri evladı hastalandığında içi titreyen "insan ve baba" yönüyle hissettirmeyi başarır. Özetle Babam Hz. Muhammed, siyer okumalarına kalbi ve edebi bir soluk getiren; şefkati, sadakati ve aile içi ilişkilerdeki peygamberi metodu hissetmek isteyen okurlar için naif bir başucu kitabıdır.