Machiavelli denilince hilekar, hain, barbar bir felsefe akla gelir. Ulaşılacak amaç uğrunda kullanılacak tüm yöntemleri mübah sayan bir tutumu anımsatır. Machiavelli'ye tüm bu kötü şöhreti kazandıran ise 1513 yılında yazılmış olan ancak 1532'ye kadar basılamayan "Hükümdar" adlı eseri olmuştur. Kitapta verasete dayanan monarşiler kısaca anlatılmıştır. Çünkü bir hükümdar normal bir zeka ve basirete sahip olacağından hükümeti kontrol edebilecektir. Öbür yandan, yeni bir monarşinin karşılaşacağı problemler çok daha karmaşıktır. Eğer yeni fethedilen topraklar kendine ilhak edildikleri devlet ile aynı dilden ve aynı milliyetten ise bunların kontrolü nispeten kolaydır.
Eyaletlerin idare edilmesi konusunu incelerken, Machiavelli kendi kanunları altında ve hürriyet içinde yaşamaya alışmış bir devletin kontrol altında tutulabilmesi için üç metot ileri sürmektedir. Birincisi, o devleti tamamen ortadan kaldırmaktır. İkincisi, şahsen oraya gidip orada oturmaktır. Üçüncüsü ise onu kendi kanunları ile yaşamaya bırakmaktır. Yeni prenslikler bahsinin tartışılmasında Machiavelli şu uyarıyı yapıyor: "Unutulmamalıdır ki kalabalıklar karakter bakımından güvenilmez olurlar, onları bir şeye inandırmak kolay olmakla birlikte aynı inançta tutmak zordur. Kuvvetle bir yeri ele geçirmek isteyen bir kimse oraya vermek istediği zararı bir darbede açabilmek için acele etmeli, böylece her gün yeni bir hoşnutsuzluk yaratmak zorunda kalmamalı, halka artık bunların sona erdiği intibaını vermeli ki sonra faydalı işler yaparak onların gönlünü kazansın."
Doğrudan doğruya kilisenin idaresi altında bulunan kilise devletlerinden bahsederken de Machiavelli en acı ve iğneleyici ifadeleri kullanmaktadır. Özellikle onaltıncı yüzyıl başındaki Katolik kilisesine, İtalya'yı yabancılara karşı birleştirmediği için