Rabbim, kanatlanmaya kalktıkça düşüşümden şikâyet etmeyeceğim artık sana. Ama tek bir kelime ver bana. Öyle bir kelime ki onunla bütün manaları konuşmak mümkün olsun. Ya da tek bir harf, tek bir cümle. Çok şey istiyorum biliyorum. Zan sahipleri, bir harfin, bir cümlenin peşinde zannediyor beni. Ama sen biliyorsun.
Mermer şehre doğru, ey şehir hatırla beni, diye haykırmıştı. Hatırla beni ve bir zaman benim olduğunu hatırla! Öyle karışıktı ki kalbi! Ama fikri kalbinin üzerindeydi ve o, kalbiyle değil fikriyle eyleyenler zümresindendi.
Çok defa ölüme kadar dayanmıştı.
Yoksa, bir vazgeçişin yükü yüklenmişti omuzlarına, o da bir daha tamir edilemeyecek bir gurur kırıklığı pahasına satın alınmıştı.