Ama her ne yöntem bulunursa bulunsun, asıl ilke, demokratik sürecin, iyi bilgilenmiş ve sorumlu vatandaşların -kitlesel telkinle, hipnozla kontrol edilen, otomatikleşmiş, sıradan insanların değil- isteklerini ifade ettikleri bir şekle dönüşmesidir.
Düzenin adamı, itaatsizlik yeteneğini kaybetmiştir, itaat ettiği gerçeğin bile farkında değildir. Tarihte bu noktada, şüphe etme, eleştirme ve itaat etmeme yeteneği, insanlık için bir gelecek ile uygarlığın sonu arasında duran tek şey olabilir.
Eğer insanlık intihar ederse bu, ölümcül düğmelere basmalarını emredenlere itaat etmeleri yüzünden olacaktır; modası geçmiş korku, nefret ve hırs tutkuları yüzünden; Devlet’in egemenliği ve ulusal onur gibi köhnemiş klişelere boyun eğmeleri yüzünden olacaktır.